Felsefeye bir bakış 3.bölüm: Doğa Filozofları A -Doğayı açıklama isteği:

Felsefeye bir bakış

3.bölüm: Doğa Filozofları

A -Doğayı açıklama isteği:


İnsanlık tarihi merakla başlar. Merak eden insan ise araştırır, düşünür… İlk çözmek istediği sorun da, kuşkusuz yaşadığı doğadır.

İnsan yeryüzünde ortaya çıktığından beri, doğanın kurallarına boyun eğerek, yaşamanın zorluklarını duyumsar. Tarih öncesi çağlarda doğayı alt etmek için giyinmeyi, ateş yakmayı, evler inşa etmeyi hatta hayvanları evcilleştirmeyi öğrenir. Doğanın zor koşullarını atlatabilmek için aletler ve buluşlar gerçekleştirse de bunları çok da sorgulamaz. Binlerce yıllık birikimin sonucunda oluşan mitler, onlar için yeterlidir. Daha önceki bölümde bahsettiğimiz gibi mitler onlara nasıl olduğunu açıklayan yegâne veridir.www.onurcoban.com
            
Peki, gerçekten doğa, gökyüzünde oturan bir avuç Tanrının bir oyunumudur?


Medeniyet ve kültür kavramları oluşmasına rağmen felsefi düşünce bugünkü anlamıyla çok geç bir tarihe ertelenmiştir. Günümüzün şartlarına göre filozof olarak kabul edemeyeceğimiz birçok düşünür (kâhin, şaman, vs) hep mit kavramına odaklanmıştır. Oysa medeniyetler geliştikçe özgür düşünce ortaya çıkmaya başlar. Eski Çin, Eski Mısır gibi medeniyetlerde farklı tarihlerde başlayan bu dönem, en güzel örneğini Eski Yunan medeniyetinde gösterir.

Truva Savaşları gibi büyük fetihleri gerçekleştirebilecek bir teknolojiye sahip olan Yunanlılar, sadece savaş değil günlük yaşamda da kullanabilecekleri birçok buluşa imza atmışlardır. (İronik bir biçimde tarihin her döneminde, büyük buluşlar savaşlar sonrasında gerçekleşir) Bilimin gelişmesi ise felsefeyi meydana getirir.

Tüm bu nedenler ışığında söyleyebiliriz ki ilk filozoflar aslında ilk bilim adamlarıydı. Kendilerine Doğa Filozofları denilen bu kişiler bir yandan felsefe ile uğraşıyorlar bir yandan da matematik, astronomi, fizik, kimya ve tıp gibi alanlarda da uzmanlaşıyorlardı. Bu derece bir bilgi birikimi eşine az rastlanır bir durumdur. Denilebilir ki, bilim ile felsefe en çok bu dönemde iç içe geçmiştir. (Elbette ki bundan yüzyıllar sonra Newton gibi isimlerde aynı başarıyı sağlayacaktır. Ancak o dönemde bilim felsefenin bir adım önündeyken; bu dönemde felsefe bilimin bir adım önündedir.)www.onurcoban.com

Doğa filozofları, bilim adamı olmalarının da bir sonucu olarak doğa yasalarının farkına vardılar. Yani; yanardağların, yağmurların ve hatta yıldırımların Tanrıların işi olmadığını düşünmeye başladırlar. Ardından doğayı izlemeye aldılar ve çok önemli bir sonuca vardılar. Doğa belli bir takım yasalar tarafından kontrol edilmektedir. Yani; gece, gündüz, kar ve yağmur gibi doğa olayları aslında kendi içersinde bir tutarlılığa ve kurala bağlıydı. Bu, düşünce kavramını kökten değiştirdi. Artık insanoğlu yüzde yüz bir soyut dünyanın esiri değildi. Bu görece ileri düşünce tarzı o kadar radikaldi ki, kendisinden sonra gelen ortaçağın karanlık anlayışından bile kat kat ilerideydi. Zaten ilkçağın “altın çağ” olarak değerlendirilmesinin sebeplerinden biride buydu.

Elbette Doğa filozoflarının Tanrı anlayışını tamamen yok saydıkları sonucuna varamayız. Ancak çağdaşlarına göre bu konuda oldukça farklı düşünüyorlardı. Doğanın üstünde bir Tanrı veya Tanrılar varsa bile doğa kendi içinde matematiksel bir sistemdi. Amaç bu sistemi çözmekti.

Doğa filozofları bu düşünce anlayışını getirdikten sonra asıl önemli konuya yöneldiler. Onlar için birinci önemli kavram doğanın özüydü. Yani doğayı oluşturan ilk madde…

Doğa filozofları her şeyin temel bir maddeden kaynakladığını düşünüyorlardı. Bu temel madde çözülürse doğada anlaşılacaktı. Neredeyse tüm doğa filozofları buraya kadar aynı şeyleri söylese de temel madde konusunda ayrıldılar. Farklı elementleri temel madde olarak gördü ve bunun nedenini açıkladılar.

Ne yazık ki bu önemli dönem hakkında bilgilerimiz çok az. Bunun nedeni birinci el kaynaklarının neredeyse hiç olmaması. Hatta direkt kendilerinin yazdığı eserler yok denilecek kadar azdır. Bir tek Herakleitos’un Fragmanları kısmen varlığını korur. Bilenen kavramların tümü kendilerinden sonra gelen isimler tarafından aktarılan şeylerdir. Bu konuda en doyurucu eserleri ise Aristo sağlar…
            6. yüzyılda başlayan bu dönemi kısaca inceleyelim…
Yazının Diğer bölümleri için: Felsefeye Bir Bakış- Giriş
ONUR ÇOBAN
.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...