HERAKLEİTOS

Felsefeye bir bakış

3.bölüm: Doğa Filozofları

E-HERAKLEİTOS

Yazan: Onur Çoban

“Her Şey Akar”

Efes Şehrinde yaşayan ve yüzlerce yıl sonra bile birçok filozofu kendine hayran bırakan düşünür Herakleitos yaklaşık olarak M.Ö. 540-480 yılları arasında yaşamıştır.

Heraklit veya Heraklitos isimleriyle de anılan Herakleitos’un yaşamı hakkındaki bilgiler çok azdır. Hakkında yazılan eserlerin çoğu yüzyıllar sonra, birincil kaynağın derlemesi şeklinde olmuştur. Özellikle tarihçi Apollodoros (yaklaşık m.ö. 180-120) ve düşünür Antisthenes (m.ö. 445-365) gibi isimlerden derlediği bilgilerle Diogenes Laertius m.s. 3.yüzyılda yazmış olduğu “Ünlü Filozofların Yaşamları ve Görüşleri” adlı kitabında yer alan bilgiler, Herakleitos hakkında az da olsa bilgi verir.



Efes veya o zaman ki adıyla Ephesos, zengin bir liman kenti olarak göze çarpıyordu. Dünyanın Yedi Harikasında bir olarak kabul edilen Artemis Tapınağı’da burada bulunmaktaydı. Ancak bu dönem aynı zamanda Anadolu ve Yunanistan’ın Pers İşgaline uğradı bir zamandı. Yıllar süren Pers-Yunan Savaşları bu dönemde de oldukça etkindi. İşte bu çalkantılı dönemde yaşayan Herakleitos, insanların dünyevi düşünceleri ve politik mücadelesiyle alay etmiş, ailesinden gelen şehir yönetim hakkını kardeşine bırakmıştır. Ünlü bir öyküye göre, çocuklarla oyun oynadığını gören insanlara “Sizinle siyaset yapacağıma, çocuklarla oyun oynarım daha iyi” demiştir. İnsanlarınonurcoban çıkar peşinde koşması ve zenginleşmek için yaptıklarını hep eleştirmiştir. “Eksik olmasın Zenginliğiniz, Eksik olmasın ki alçaklığınız belli olsun” veya dostu Hermodoros’un şehirden sürülmesi üzerine “Ephesos’lular, size yakışan kendinizi asmanız ve kenti çocuklara bırakmanızdır” gibi açık bir dille yaptığı eleştiriler ile tepkileri de üzerine çekmiştir.

Herakleitos’un yazdıkları ne yazık ki tam olarak günümüze ulaşmamıştır. Doğa Üzerine (Peri Physeos) adlı kitabı yazdığı bilinse de bu kitap doğrudan doğruya günümüze ulaşmamıştır. Özellikle Aristo döneminde, bu kitap ve diğer düşünceleri ışığında birçok ikinci elden yazılar, derlenmeye başlanmıştır. Fragmanlar olarak isimlendirilen ve Herakleitos’un düşünceleri olduğu kabul edilen bu cümleler/paragraflar ne yazık ki çoğunlukla aktaran kişinin yorumlarını da içermektedir. Gerek Eski Yunan gerekse Eski Roma döneminde derlenen bu fragmanlar, birkaç kelimeden de oluşabildiği gibi bir paragraf boyutunda da olabilir. Bu fragmanları modern çağda ilk kez Hermann Diels tarafından 1867 yılında derlenmiş ve günümüzde defalarca gözden geçirilmiştir.  


Herakleitos denilince ilk akla gelen şüphesiz “Her şey akar” (Panta Rhei) cümlesidir. Günümüzde bile çok sık alıntılanan “Aynı ırmağa ikinci kez girilemez” cümlesi Herakleitos’un felsefeye kattığı en önemli düşüncelerden biridir. Herakleitos, doğadaki her şeyin değişim içersinde olduğunu düşünüyordu. Hiçbir şeyin sabit kalamayacağını hayatımızı bu değişim ve ilerlemenin kontrol ettiğini belirtiyordu. Bunu anlatmak içinde ünlü ırmak örneğini verdi. Bir kişi aynı ırmağa bir kez girebilirdi. Çünkü o kişi de, ırmak da bir daha aynı olmazdı. Irmaktaki su akıp gitmekte yerine yenisi gelmekteydi. Suya giren insanda yaşlanmakta ve değişmekteydi. Mutlak olan bir ırmak ve insandan söz etmek olanaksızdı. Günümüzde bu düşünce oldukça şaşırtıcıdır. Gerçektende insan sürekli değişmektedir. Hücrelerimiz sürekli yenileniyor, bir kısmı da ölüyor ve yenileri doğuyor... İnsan vücudu dışarıdan aynı gözükse de 1 saniye sonra bile içersindeki hücrelerin çoğu değişmiş oluyor. Milimetrik de olsa saçımız uzuyor, tırnaklarımız büyüyor. Günümüzde, vücudumuzun oldukça hareketli bir sistem sahip olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde su veya doğa da aynı kalmamaktadır. Irmak örneğinde olduğu gibi, su sürekli yer değiştirmektedir. Uzakta aynı görünen Irmak aslında kimyasal olarak bambaşka bir ırmaktır. Kişinin ilk kez girdiği su ile ikince kez girdiği su molekülleri faklıdır. Doğa sürekli bir değişim halindedir. Zaman ilerlemekte, toprak ve taşların yapıları değişmektedir. Irmağın içersinde bulunan mikroorganizmaların sayısı zaman zaman azalmakta zaman zaman da artmaktadır. Kısacası doğa yaşayan ve sürekli hareket halinde bulunan bir “sistemdir”.

Miletli Doğa Filozofları gibi Herakleitos’da her şeyin bir temel maddesi olabileceğini düşünmüştü. Arkhe olarak bilinen bu temel maddeyi Herakleitos, “Ateş” (Pyr) olarak düşündü. Aslında ona göre Ateş bir kavramdan çok bir harekettir. Ateş sürekli yanarak bir değişimin temelini oluşturur. Bir katı cisim yanarak küle ve dumana dönüşür. Ateşin su ve toprağa dönüştüğünü ve sonrasında yeniden ateş olduğunu söylemiştir. Bu döngü daha önceki doğa filozoflarında da kısmen gözükmektedir. Ancak onlar burada ana maddeye vurgu yaparken; Herakleitos, harekete vurgu yapar.www.onurcoban.com

Herakleitos’un düşüncesindeki en önemli kavramlardan biri de, Logos’tur. Logos’un kelime anlamı söz, düşünme ve akıl gibi birçok kavrama gelir. Herakleitos, Logos’u evrensel yasa olarak görmüştür. Doğadaki her şey bu evrensel yasanın sınırları içersinde hareket eder. Hatta daha önce belirttiğimiz, değişimin bile nasıl olacağına Logos karar verir. Ünlü Filozof Anaksagoras’ın ortaya attığı “Nous” kavramına benzese de özünde ondan farklıdır. Nous, evrenin şekillendirse de ona dışarıdan müdahale eder. Logos ise evrenin kendisidir. Evrende değişmeyen tek şey değişimin kendisidir sözü ile dile gelen bu değişmeyen şey logos’tur. Kavram Platon ve Aristoteles’i de etkilemişonurcoban.com hatta ortaçağdaki Hıristiyan Felsefesindeki İlahi Yasa anlayışını da şekillendirmiştir. Stoacılar ve Yeni Platoncular gibi akımlar Logos’u Tanrısallaştırmışlardır. Eski Yunan Felsefesinden bolca etkilenen Orta Çağ Hıristiyan Felsefesi de bu kavramı oldukça benimsemiştir. Ayrıca günümüzde İngilizce Mantık (Logic) kelimesinin kökeni buradan gelir.



Herakleitos, en önemli düşüncelerinden biri ise “Karşıtların Birliğidir”. Herakleitos, doğadan her şeyin karşıtlıklar üzerine kurulduğu savunuyordu. Örneğin Gece ve Gündüz karşıt da olsalar birbirlerini devam eden bir süreçtirler. Bu düşünce yapısı binlerce yıl sonra bile birçok filozofu derinden etkilemiştir. Diyalektik denilen bu düşünceye göre, her şey aynı zamanda bir “Tez’dir”. Her Tezin bir karşıtı yani “Anti Tezi” vardır. Tez ve Anti Tez birbirinin tamamen zıttıdır. Ancak bu ikisi aynı zamanla bir uyum içersinde var olur. Tez ve Anti Tezin birleşiminden “Sentez” ortaya çıkar. Yani A ve B’nin birleşimi AB değil C olur. Herakleitos’a göre uzlaşmaz olandan en güzel uyum meydana gelir. Her şeyin hareket halinde olduğu görüş burada önem kazanır. Doğa İlkbahar-Yaz-Sonbahar-Kış olarak birbirini izleyen mevsimlerden meydana gelir. Ölümle doğum sürekli yer değiştirir.onurcoban Savaş ve Barış, Açlık ve Tokluk hep bir arada olmaya mahkumdur. Bu zıtlıklar hiçbir zaman birbirini yok etmeyecek hep bir arada var olmaya devam edecektir. Evrenini bir sonu veya başlangıcı yoktur. Bu açıdan aynı dönemlerde yaşamış olan Filozof Parmenides’in durağan ve değişmez varlık anlayışına karşıdır.

 Bu noktada kısaca hatırlatmak gerekirse; Diyalektik Kavramının, Herakleitos tarafından önemi vurgulansa da, Aristoteles’e göre bunu ilk düşünen Elealı Zenon’du. Bunu yöntem olarak etkin bir biçimde kullanan da şüphesiz Sokrates’tir. Diyalektik Platon da Aristo’ya kadar birçok filozofu etkilemiş, yüzyıllarca Felsefenin için de yer almıştır. Ancak kuşkusuz Ünlü Alman Filozof Hegel bunu günümüze taşımış ve son olarak Karl Marks tarafından Tarihsel Materyalizmin çıkış yapısı haline getirilmiştir.



Herakleitos’un anlaşılmaz bir dili olduğu kabul edilir. Bu nedenle ona Karanlık Herakleitos adı verilmiştir. Sokrates bile sıklıkla Herakleitos’un düşüncelerini överken, “anlamadıklarım en az anladıklarımdan daha güzel” demiştir. Oysa Herakleitos her ne kadar kitleleri önemsemese de umut etmenin ve çabalamanın da önemini vurgular. Araştıran ve bilge olan bir kişi ona göre kitle halinde yaşayan amaçsız bin kişiden daha iyidir.  Logosun anlaşılmaması nedeniyle insanlara duyduğu kin artar. Herakleitos, öğrenmedeonurcoban duyuların önemine vurgu yapar. Görme ve İşitme yoluyla öğrenilen bilgi akıl yürütme yoluyla öğrenilenden daha doğru sonuç verecektir. Çok şey bilmek aslında hiç bir şey bilmemektir. Ona göre Bilge olmak için uzmanlaşmak önemlidir. Felsefe tarihinin temel iki ana görüşü olan akıl ve duyu/ ideal ile materyal arasındaki karşıt görüş Herakleitos’ta kendini gösterir. Herakleitos, duyuların önemini vurgularken çağdaşı Parmedes Akla vurgu yapar. Bu karşıt görüş Kant’a kadar sürüp gider.

Herakleitos, insanların Logos’u anlamasından şikayetçiydi. Bu nedenle insanlardan uzaklaşmış ve mutsuzluğa düşmüştür. Horace Walpole tarafından, Herakleitos için söylenen söz düşündürücüdür; “Bu dünya düşünenler için bir Komedya, Hissedenler için bir Tragedyadır. Bundandır ki Demokritos gülmüş, Herakleitos ağlamıştır.”  Nietzsche, dünyanın her zaman hakikate yani Herakleitos’a muhtaç olduğunu söylemiştir. Herakleitos, “Kendimi araştırdım” sözüyle sürekli olarak sorgulamanın önemini vurgular. Freud ve Goethe gibi onlarca isim tarafından alıntılanan bu filozof çağının çok ötesinde olduğunu kanıtlamıştır.


Yazının diğer bölümleri için tıklayınız: Felsefeye bir bakış-Giriş-



3 yorum:

  1. çok güzel bir blog olmuş, bende sizi kendi blogumu ziyaret etmeye davet ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğinize sevindim. Blogunuza bakıyorum şimdi, iyi yazmalar...

      Sil
  2. Hocam tebrikler çok verimli bir yazı.
    Devamını dilerim.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...