Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Majestelerinin Gizli Servisi - 1969

En Hüzünlü Bond Sinema tarihinin en ünlü yapımlarından olan James Bond Serisi Majestelerinin Gizli Servisi ( On Her Majesty’s Secret Service) filmi ile çok farklı bir boyuta girmiştir. Sean Connery’in birkaç filmdir başarıyla oynadığı bu rol, Connery’nin başka film yapmayacağını açıklamasıyla George Lazenby’e verildi. Ancak birçok Bond sever, bunu kabulenemedi. Aslında çokta kötü bir oyun sergilemesede en iyi Bond olarak görülen Connery’nin ardından bu rolu almak cidden zor olsa gerek. Zaten bu filmden sonra Connery tekrar 007 rolune geri dönmüştür. Bond serisi aksiyona dayalı bir tema ile ilerlese de bu film radikal bir biçimde farklı durur. Daha çok “sanat” filmi havası da taşıyan bu yapım, Bond’u daha da insani özellikler kazandırma amacı taşır. Bond, bu filmde aşık olur. Hatta seride ilk ve son kez evlenir. Çapkın ajan soluyle oldukça çelişen bu durum izleyiciyi şaşırtmıştır. Sıçramalı bir kurgu anlayışı taşıyan bu film, efekt konusunda çokta iddialı değildir. Ancak araba yar...

Sürü - 1978

Türk sinemasının bir baş yapıtı... Yönetmenliğini Zeki Ökten'in yaptığı, senaryosunun ise Yılmaz Güney'in yazdığı 1978 yapımı bu filmin başrollerini, Tarık Akan, Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz üstleniyor. Doğu'nun töreleri içerisinde geçen bu filmde, bir birine düşman iki ailenin hayatı anlatılıyor. Bu ailelerin çocukları olan Şivan ve Berivan birbirlerini severek evlenmişlerdir. Bu evlilik iki aileye barış getireceği düşünülse de Berivan'ın çocuğu olmaması nedeniyle Şivan'ın babası Hamo, gelini suçlayarak onu uğursuz olarak nitelendirir. Berivan, hamile kalsa bile çocukları bir süre sonra ölmektedir. Bu olaydan sonra hiç konuşmayan Berivan, yaşanılan olumsuzlukların baş sebebi olarak görülür. Oysa Şivan, eşini hala sevmektedir. Onu iyileştirebilmek için doktorlara gider. Aile, bu sorunlarla uğraşırken her yıl olduğu gibi sürülerini büyük şehre götürmek üzere yola çıkarlar. Şivan, babasının baskısına daha fazla dayanamaz ve bu işten sonra aileden ayrılaca...

Dead Mans Hand

Dead Man's Hand, yada Ölü Adamın Eli... Poker oyuncularının çok aşina olduğu bu terim, gerçek bir olaya dayanıyor. Öncelikle Ölü Adamın Elini açıklayalım. Pokerin bilindiği gibi birçok türü var. Ancak ana mantığı en iyi 5 kağıdı yanyana getirmek... Örneğin Sinek as, Maça as, Karo Papaz, Kupa Papaz ve sinek yedili fena bir el değildir:) Poker kuralları oldukça uzun ancak kısaca benzer kartları yanyana getirirseniz kazanma şansınız artar. Dead Man's Hand ise, Elinizde Maça As, Maça Sekiz, Sinek As ve Sinek Sekiz olduğunda söylenir...Beşinci kağıdın ne olduğu önemli değildir. Dö Per olarak kabul edilen bu el özellikle as'lar sayesinde iyi bir eldir. Peki nasıl oluyor da iyi bir el ölü adamın oluyor? İşte burda gerçek bir olay devreye giriyor. Vahşi Batıda acımasız bir silahşör olan "Wild Bill Hickock" bir poker oyunu sırasında vurularak öldürülüyor. Öldüğünde elinde ise Maça As, Sinek As, Maça Sekiz ve Sinek Sekiz bulunuyor...Beşinci kağıda ise bakamadan yaşamını...

Little Big Man -1970

"Bugün ölmek için güzel bir gün" Arthur Penn'in unutulmaz baş yapıtı Little Big Man, eleştirel bir western hikayesi. Hatta belki de Dustin Hoffman sayesinde gerçek bir kızılderili efsanesi... 1970 tarihli bu yapımda Hoffman'a, Faye Dunaway ve Kızılderili şefi rolunde Chief Dan George eşlik ediyor. Özellikle Dan George çok başarılı bir oyun ortaya koysa da, 1960 ve 1970'li yılların en gözde oyuncusu Dustin Hoffman cidden çok iyi... Gerçek bir savaş olan "Little Big Horn Savaşı", hikayenin temasını da oluşturuyor. Film yaşlı birinin genç bir araştırmacıya, anılarını anlatmasıyla başlıyor. Araştırmacı büyük bir soykırımın yaşadığı bu savaşa katılan, bu beyaz adamı, birazda suçluyor. Ancak yaşlı adam konuştukça aslında beklediğinden çok farklı bir hikaye ile karşılaşıyor. Bu olaydan 111 yıl önce, Jack Crabb ve ablası, küçükken bir kızılderili kabilesinin saldırısına uğruyorlar. Aileleri bu kabile tarafından öldürülmüştür. O sırada oradan geçmekte olan, C he...

cats in the cradle

Ugly Kid Joe'ya it olan "cats and the cradle" parçası nedense çoğunlukla guns and roses ait sanılır... Aslen 1970'lerde Harry Chapin tarafından söylenen bu parça defalarca coverlanmış. aşağıdaki video ugly Kid Joe'ya ait... cats in the cradle my child arrived just the other day he came to the world in the usual way but there were planes to catch and bills to pay he learned to walk while i was away and he was talkin' 'fore i knew it, and as he grew he'd say "i'm gonna be like you dad you know i'm gonna be like you" and the cat's in the cradle and the silver spoon little boy blue and the man on the moon when you comin' home dad? i don't know when, but we'll get together then son you know we'll have a good time then my son turned ten just the other day he said, "thanks for the ball, dad, come on let's play can you teach me to throw", i said "not today i got a lot t...

LÜTFİ AKAD

LÜTFİ AKAD Lütfi Akad Türkiye’de sinema dilinin oluşup gelişmesinde en büyük emeğe sahip olan yönetmenlerden biridir. Halep’ten İstanbul’a göç etmiş bir ailenin çocuğu olan Akad,1916 yılında dünyaya gelmiştir. Sonra Saint Jeanne d’arc Fransız okulunda ardından da Galatasaray Lisesinde öğrenim görmüştür. Ardından İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret okulunun Maliye bölümünü bitirmiştir.1940’lı yıllarda sinema üzerine yazıları yayınlanmaya başlamıştır. Sinema sektöründe birçok filmde çeşitli görevlerde çalıştıktan sonra yönetmenliğe başladı. Bir romanda uyarlanan ilk filmi Vurun Kahpeye ile (1949) övgüyle karşılandı. Önemli bir gişe başarısı elde etmesi ona sinemada birçok avantaj sağladı. Daha sonra çektiği Lüküs Hayat, Tahir ile Zühre ve Arzu ile kamber filmleri başarısını daha da artırdı. Ardından en önemli filmlerinden biri olan Kanun Namına’yı çekti.(1952) Kanun Namına Türk sinemasındaki önemi tartışılmaz. Gerçek bir polisiye öyküden yola çıkılarak çekilen bu filmde ilk kez kamer...