Little Big Man -1970

"Bugün ölmek için güzel bir gün"
Arthur Penn'in unutulmaz baş yapıtı Little Big Man, eleştirel bir western hikayesi. Hatta belki de Dustin Hoffman sayesinde gerçek bir kızılderili efsanesi...
1970 tarihli bu yapımda Hoffman'a, Faye Dunaway ve Kızılderili şefi rolunde Chief Dan George eşlik ediyor. Özellikle Dan George çok başarılı bir oyun ortaya koysa da, 1960 ve 1970'li yılların en gözde oyuncusu Dustin Hoffman cidden çok iyi...
Gerçek bir savaş olan "Little Big Horn Savaşı", hikayenin temasını da oluşturuyor. Film yaşlı birinin genç bir araştırmacıya, anılarını anlatmasıyla başlıyor. Araştırmacı büyük bir soykırımın yaşadığı bu savaşa katılan, bu beyaz adamı, birazda suçluyor. Ancak yaşlı adam konuştukça aslında beklediğinden çok farklı bir hikaye ile karşılaşıyor.
Bu olaydan 111 yıl önce, Jack Crabb ve ablası, küçükken bir kızılderili kabilesinin saldırısına uğruyorlar. Aileleri bu kabile tarafından öldürülmüştür. O sırada oradan geçmekte olan, Cheyenne kabilesine ait bir Kızderili, çocukları evlat ediniyor. Ancak kız kardeş korkarak ordan kaçıyor. Jack ise iyi bir Kızılderili olarak yetişiyor. Kendini evlat edinen Kızılderili'ye ise Büyükbaba diyor. Film bu andan itibaren Kızılderi kültürünü izleyiciye sunuyor.
Yaşanılan bazı durumlar sonucunda Jack, beyaz adamla tanışıyor. ABD'li beyazlar onu "düzeltmeye" çalışıyorlar. Dindar bir kadının yanına yetişmesi için getiriyorlar. Faye Dunaway'in canlandırdığı bu muhafazakar kadının aslında gözüktüğü gibi olmadığını Jack, sonradan anlıyor.
Film boyunca Jack'in başına sürekli değişik olaylar geliyor. Yapıt, bu olayları komedi unsurları içerisinde ekrana taşıyor. Jack, beyazların dünyasına adapte olabilmek için sayısız iş değiştiriyor. Ancak yaşadığı olaylar neticesinde Cheyenne'lere geri dönüyor. Ardından tekrar beyazlara...Bu gidiş geliş film boyunca ve uzun bir süreye yayılarak sürüyor.
Jack, her gittiği yerde farklı uzvu kesilen bir dolandırıcının çıraklığını yapıyor. Vahşi batının efsanelerinden "Wild Bill Hickok" ile tanışıyor ve onun gibi bir kovboy oluyor. İsveçli bir kadınla evleniyor, sonra karısını kaybediyor.( Gerçek anlamda) Bir başka gerçek karakter olan General Custer ile tanışıyor. Orduya katılıyor, hatta ablasını tekrar buluyor...Bu işleyiş ileride çekilecek olan Forrest Gump filmini hatırlatıyor...
Kızılderililerin yanına döndüğünde ise büyükbabasıyla felsefi konuşmalara katılıyor. Kızılderili biriyle evleniyor. Ancak hayatı boyunca Beyaz-Kızılderili kültürü arasında gidip geliyor.


Film klasik Western kalıplarını yıkıp atmakta. Eşsiz hiciv yeteneği ile birçok klişe ile dalga geçiyor. Ancak Kızılderililerin yaşadığı soykırımı da gözler önüne seriyor. Batının sandığının aksine Cheyennelerin aslında ne kadar ileri bir medeniyet olduğunu ortaya koyuyor. Film, Cheyennelerin kendilerine "insan oğlu" dediklerini açıklıyor. Onlar, Büyükbabanın ölmek için bir yolculuğa çıkmasını bir erdem olarak görüyorlar. Unutulmaz "Ölmek için güzel bir gün" sözüne atıfta bulunuyorlar...Batı için hala bir tabu olan eşcinselliğe Cheyennelerin bakışı ise olumlu yönde oluyor. İnsanları olduğu gibi kabul ediyorlar. Batının söz vermesine rağmen onları defalarca yurtlarından sürmesi filmde gösteriliyor. Hele unutulmaz Little Big Horn savaşı sahneleri izleyiciyi etkiliyor.
Gerçek yaşamla paralle giden hikaye birçok ayrıntıyı da vurguluyor. Wild Bill Hickok'un ölümü örneğinde olduğu gibi...Gerçekte olduğu gibi Bill, poker masasında elinde Maça as, Maça Sekiz, Sinek As ve Sinek Sekiz varken vuruluyor. 5. Kağıdın ise ne olduğunu kimse bilmiyor. Günümüzde hala bu ele, bu olaydan dolayı, Dead Man's Hand adı verilir.




Siyah olan Beyaz adam, Hayatı boyunca ters giden Kızılderili, Jack'e Küçük Büyük Adam denmesi, Jack'in eşinin kendi kardeşlerine de zaman ayırmasını istemesi(!), soykırım sahneleri ile 1970lerin My Lai (vietnam) katliamları arasındaki benzerlik, kendine çok güvenen beyaz general ve beyazlara yardım eden kızılderililer filmdeki diğer ilginç notlar...

Onur ÇOBAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...