Kirene Okulu

 Felsefeye bir bakış

24. Bölüm Kirene Okulu

Yazan: Onur Çoban

Haz…

 

Önceki bölümlerde anlatıldığı gibi felsefe tarihinin en önemli isimlerinden olan Sokrates, kendisinden sonra gelen düşünce akımlarını derinden etkilemiştir. Trajik ölümüyle de öğrencileri üzerinde kalıcı bir etki yaratmıştır. Sokrates’in doğrudan etkilediği öğrencilerinin felsefe okullarına genel olarak Sokratik veya Sokratesçi Okullar olarak isim verilir. Sokrates’in en önemli öğrencisi olan Platon ve onun da öğrencisi Aristoteles’e Büyük Sokratesçiler denir. Felsefe tarihinde görece daha az etkili olan Megara Okulu, Elis Eretria Okulu, Kirene Okulu ve Kinik Okuluna ise Küçük Sokratesçi Okullar ismi verilir.

 

Kirene (Kyrene) Okulu, Sokrates’in öğrencisi olan Aristippos (Aristippus) tarafından Afrika’nın kuzeyinde bulunan Yunan Kolonisi Kirene şehrinde kurulmuştur. Bu nedenle Aristippos’un izinden giden filozoflar Kirene Okulu içinde değerlendirilir.

 


Aristippos, İ.Ö. 435-356 yılları arasında yaşamıştır. Sokrates’in şöhretini duyup Atina’ya gelmiş ve onun öğrencisi olmuştur. Sokrates’in ölümünden sonra ise Sicilya’da bulunan Sirakuza kentine gelmiş ve burada kral 1. ve 2. Dionysios’ların himayesinde kalmıştır. En sonunda doğduğu Kirene’ye dönmüş ve burada okulunu kurmuştur.

 

Aristippos, Sokrates’e karşı bir bağlılığı olsa da aynı zamanda Sofistlerin de görüşlerini benimsemişti. Onun ortaya atmış olduğu felsefeye Hazcılık veya Hedonizm adı verilir. Onun hazlara verdiği bu önem felsefe tarihi boyunca da etkisini sürdürmüştür. Helenistik Felsefenin önemli akımlarından Epikurosçuluk ve onun kurucusu Epikuros (Epikür) bu hazcılığı daha da geliştirmiştir. Yüzyıllar sonra ise Jeremy Bentham ve John Stuart Mill tarafından ortaya konulan Yararcılık / Faydacılık (Utilitarianism / Utilitaryanizm) ve kısmen de benzer kavramları taşıyan William James, Charles Sanders Peirce ve John Dewey’in öncülüğünü yaptığı Amerikan Pragmatizmin kökenlerini burada bulmak mümkündür. Ayrıca sosyolojide de İşlevselcilik (Fonksiyonalizm) olarak hazcılık kendini gösterir.

 

Aristippos’un ortaya koyduğu argümanların çoğu, diğer Kireneliler tarafından da benimsenmiştir. Aristippos, hocası Sokrates gibi “iyi nedir?” sorusunun cevabını aramaktaydı. Daha önceki bölümlerde anlatıldığı gibi Sokrates için iyi olan mutluluktu. Bu mutluluğa ulaşmak için erdemli olmak gerekirdi. Erdemli olabilmenin en önemli koşulu ise bilgili olmaktı. Oysa Aristippos, iyi olanı haz (Hedone) olarak görür. İnsan doğduğundan beri zevk aldığı şeylerin peşinde koşar. Ona zevk veren hazlar yaşamın en önemli nedenidir. Haz duyabildiğimiz zaman gerçek anlamda mutlu oluruz. İşte Aristippos’ta bundan yola çıkarak, hazların önemini vurgulamıştır.

 

İnsanlar için temel iki duygu vardır. Biri haz diğeri ise acıdır. Hazlara ulaşmak isterken acıdan da kaçma eğiliminde oluruz. Aslında hem haz hem de acı birer uyarımdır. Ancak haz daha yumuşakken, acı daha serttir. Bu nedenle acıdan uzak durmak isteriz. Hazın yokluğu acı, acının yokluğu haz değildir. Bu durumlar sadece ara durumlardır.onurcoban

 

Haz sadece haz olduğu için tercih edilir. Hazlar arasında daha değerli olan diye bir şey yoktur. Tüm hazlar eşittir. Cinsellik, yemek yemek gibi bedensel zevklerle haz yaratır. Aynı şekilde yurdunun refahı da ruhumuzda bir haz yaratabilir. Hazzın ne olduğunun bir önemi yoktur. Önemli olan haz duymaktır.

 


Kyreneliler için bedensel olan haz ve acılar, ruhsal olan haz ve acılardan daha şiddetlidir. Bize duygusal, ruhsal yönden haz yaşatan şeyler iyi olsa da, bedensel hazlarımız her zaman daha ön plandadır. Bu nedenle Kireneliler bedensel hazları daha çok vurgulamışlardır.

 

İnsanın amacı anlık hazlar olmalıdır. Mutluluk ise bu hazların toplamıdır. Hem gelecekteki hem de geçmişteki hazlar, mutluluğu oluşturur. Ancak hazlar salt haz oldukları için iyidir. Mutluluk ise aslında haz olduğu için... Bu hazzı, mutluluğun üstüne koyan bir düşüncedir. Ancak hazları mutluluk yaratacak diye üst üste koymak akılcı değildir. Bu haz yığını sadece yorgunluk yaratacak ve hazların etkisini kaybetmesine neden olabilecektir. Bu nedenle uzun süreli düşünmemeli anlık hazlara önem verilmelidir. Bir kişi hayatı boyunca bir kez bile anlık haz yaşasa, bu iyi bir şeydir.

 

Kireneliler, hazza verdikleri önem nedeniyle oldukça eleştirildiler. Onların hazza ulaşmak için var olan birçok etik kavramı çiğnemeyi göze almaları tartışmalara nedenonurcoban.com olmuştur. Ancak Aristippos ve ardılları hazcılık yaparken aklıselim olmanın da önemini vurgularlar. Onlar için bilge olmak önemlidir. Ama şu unutulmamalıdır. Bilge bir insanın kıskançlık, kin gibi duyguları taşıması beklenmez ama bilge biri haz da duyar, acı da çeker.

 

Hazların nasıl oluştuğu Kireneliler için önemli değildir. Uygunsuz bir biçimde de olsa önemli olan hazza ulaşmaktır. Onlar için meşru ya da uygusuz haz diye bir şey yoktur. Onlar için doğal olan iyidir. Din, devlet, ahlak kuralları tamamen insanların oluşturduğu şeylerdir. Teorik olarak bu düşünce başlarda mantıklı gelse de toplum yaşamında bir takım sorunları da beraberinde getirir. Eğer haz yaratıyorsa hırsızlık, cinayet gibi toplum tarafından olumsuz olarak değerlendirilen davranışların yapılmasının önü açılabilir. Kireneliler, toplumsal kısıtlayıcı kuralları da yadırgarlar. Bir kısmı açıkça demese de bir kısmı hazza ulaşmak için her şeyin yapılabileceğini kabul ederler. Hazcılığa yapılan en büyük eleştirilerin nedeni budur. Bu düşünce de ileride, önceden belirttiğimiz isimler tarafından daha gerçekçi temellere oturtulmaya çalışılacaktır.

 

Bir başka Sokratesçi okul Kinikler dünya nimetlerinden tamamen kendini çekmeyi savunurken, Kirene Okulu dünya nimetlerinden tamamen faydalanmayı savunur. Bu anlamda karşıt iki akım haline gelmişlerdir. Ancak Kinikler gibi tek bir devlete tek bir yasaya bağlı kalmanın anlamsızlığını kabul ederler. Kinikler gibi onlarda “dünya vatandaşlığı” kavramına sıcak bakarlar.

 

Aristippos ile ilgili birçok anekdot anlatılır. Örneğin, Kral Dionysios hem ona hem de Platon’a ne istediklerini sorar. Platon, kitap alırken, Aristippos para alır. Bunun nedenini soranlara “Benim paraya, Platon’un kitaba gereksinimi var” der. Bir başkasında ise; Dionysios ona “Neden filozoflar zenginlerin kapısına geliyor da, zenginler filozofların kapısına gitmiyor” diye sorunca “Çünkü filozoflar, kendilerine neyin olmadığını bilirler, öbürleri ise bilmez” diye cevap verir. Bir gün bir gemi yolculuğunda, korsanların yaklaştığını görünce parasını denize atar. Ardından ekler “Aristippos bu para yüzünden ortadan kalkacağına, bu para Aristippos için ortadan kalksın.”

 

Kirene Okulunun diğer üyeleri şunlardır:

 

Aristippos’un kızı Arete, babasından sonra okulun idaresini eline alır. Ardından oğlu Genç Aristippos’a bu felsefeyi öğretmiştir. Genç Aristippos’a bu nedenle “annesinin yetiştirmesi” anlamındaki metrodidaktos lakabı verilmiştir.

 

Genç Aristippos’un öğrencisi Theodorus, önceleri Tanrıtanımaz /ateist, daha sonraları ise Tanrı ismiyle bilinir. Theodorus’un birçok görüşü ileride Epikuros’u etkilemiştir. Tanrıları yok saymış, zina, hırsızlık gibi şeylerin ayıplanmasının suni olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle bunların doğada ayıp olmadığını belirtir. Hazza ulaşmak için meşruluk aranmamasını savunan en önemli isimlerden biridir.

 

Bir diğer önemli isim ise İskenderiye de dersler veren Hegesias’tır. Kinizm de içeren düşünceleri giderek daha da radikalleşmiştir. Hegesias ve onu takip edenlere göre mutluluk olanaksızdır. Çünkü yaşam boyunca hem beden hem de ruh sürekli acı çeker. Bu durumda yaşam gibi ölümde istenebilecek bir şeydir. İnsan yaşamında acıdan kurtulamıyorsa ölümü seçebilir. Bu düşünceleri ile insanları ölüme ikna etmiş ve birçok öğrencisi intihar etmiştir. Bu nedenle kendisine peisithanatos yani ölüme ikna eden ismi verilmiştir. Bu olumsuz etkili duruşu nedeniyle Mısır hükümdarı Ptolemaios İskenderiye’de ders vermesini yasaklamıştır. Bazı görüşlere göre de sürgün edilmiştir. Hegesias olumsuz felsefe anlayışının en önemli kişilerinden biri olarak tarihe geçmiştir.

 

Aristippos’un öğrencisi Kireneli Antipatros (Antiparter, Cicero’nun belirttiğine göre kördü), Antipatros’un öğrencisi Kireneli Epitimedes, Paraibates ve Annikeris gibi filozoflar Kirene Okulu’nun diğer temsilcileridir.  Özellikle Annikeris, Theodorus ve Hegesias’la birlikte Kirene Okulunun en önemli üç kolunu oluşturmuştur.

 Yazının diğer bölümleri için tıklayınızFelsefeye bir bakış-Giriş-


Onur Çoban


.

 

Kinik Okulu

Felsefeye bir bakış

23. Bölüm Kinik Okulu

Yazan: Onur Çoban

“Gölge etme başka ihsan istemem”

 

Önceki bölümlerde anlatıldığı gibi felsefe tarihinin en önemli isimlerinden olan Sokrates, kendisinden sonra gelen düşünce akımlarını derinden etkilemiştir. Sokrates’in en önemli öğrencisi olan Platon ve onun da öğrencisi Aristoteles’e Büyük Sokratesçiler denir. Felsefe tarihinde görece daha az etkili olan Megara Okulu, Elis Eretria Okulu, Kirene Okulu ve Kinik Okuluna ise Küçük Sokratesçi Okullar ismi verilir.

 

Küçük Sokratesçi okullardan biri olan Kinik Okulu’nun (Kynik Okulu, Sinik Okulu) kurucusu Antisthenes’tir. Onun izinden giden filozoflara Kinikler (Kynikler, Sinikler) bu akıma da Kinizm (Sinizm) adı verilmiştir. Bu filozofların kuşkusuz en önemli temsilcisi Sinoplu Diogenes (Diyojen)’dir.

 

 Antisthenes, Atinalı bir baba ile Trakyalı bir kadının çocuğu olarak İ.Ö. 444’te dünyaya gelmiştir. Onu biraz da aşağılamak için safkan Atinalı olmadığı zaman zaman yüzüne vurulmuştur. Önceleri Sofist Gorgias’ın öğrencisi olmuştur. Diogenes Laertius’un Ünlü Filozofların Yaşamları ve Görüşleri eserinde bahsettiği üzere hitabet sanatını ondan öğrenmiştir. Özellikle “Gerçekler ve Teşvikler” adlı eserinde bu belirgindir. Ardından Sokrates ile tanışınca, onun hayat görüşünden oldukça etkilenmiş ve öğrencisi olmuştur. Sokrates’in trajik ölümü sonrasında kendi okulunu açmak istemiştir. Ancak o dönemde safkan Atinalı olmayanların şehir merkezinde bir okul açma izni verilmemekteydi. Aynı Aristoteles gibi o da şehrin biraz dışında bir okul açmak zorundaydı. Bunun üzerine Kynosarges gymnasium’da okulunu kurmuştur. Kynosarges, “beyaz ve hızlı koşan köpek” anlamına gelir. Kinik kelimesinin kökeni olan bu yer nedeniyle orda felsefe yapanlara Kinik (Kynikoi) yani köpeksi adı verilir. Başlangıçta bu ismi okulun yeri nedeniyle kullanmışlardı. Ancak zamanla Kiniklerin felsefe anlayışı ve yaşam biçimleri de bu “köpek” lakabının üzerlerine yerleşmesine neden oldu. Özellikle Diogenes gibi isimler bunu gururla kullandı.

 




Antisthenes ve çoğu Kinik filozof, doğa felsefesi ile ilgilenmemiştir. Onlar için ahlak ve mantık konuları daha önemli olmuştur. Diogenes Laertius, Antisthenes hakkında şunları yazmıştır:

 

“…Dünyada en büyük mutluluk nedir diye sorulunca, mutlu ölmek yanıtını vermiştir… Kötü bir kişi tarafından övüldüğünde, “Korkuyorum kötü bir iş mi yaptım” demiştir… “Felsefenin ne yararını gördün” diye sorulunca “Kendimle sohbet edebilmeyi öğrendim” diye cevap verir…”

 

Antisthenes günümüzde çoğu bize ulaşmamış onlarca eser yazmıştır. İyilik üzerine, Yiğitlik Üzerine, Deyiş Biçimleri Üzerine, Müzik Üzerine, Helene ve Penelope Üzerine gibi eserleri vardır.

 

Kinikler için Platon’un ideaları gerçek değildir. Bilindiği gibi Platon’da, görülen dünyanın dışında idealar dünyası olarak isimlendirilen bir dünya vardır. Asıl gerçekliğin idealar olduğunu savunan bir felsefe anlayışı getirmiştir. Platon tek tek cisimleri değil bir bütün, bir tümel olan ideaları savunuyordu. Yani bir “at ideası” vardır. Çevremizde gördüğümüz atlar bu at ideasından pay alan birer yansıma, birer gölgedir. Oysa Antisthenes başta olmak üzere Kinikler bu kavram ve tümellerin sadece zihinsel şeyler olduğunu, gördüğümüz cisimlerin salt gerçek olduğunu savunuyorlardı. Antisthenes “Bir at görüyorum ama atı görmüyorum” sözü önemlidir.onurcoban.com Diogenes ise, Platon’un idealar üzerine konuştuğunu görünce “Ben burada sadece masa ve üzerindeki çanağı görüyorum. Masa ve çanak ideasını görmüyorum” der. Bunun üzerine Platon “Masa ve çanağı görmeye gözlerin var ancak masa ve çanak ideasını bakacak zihnin yok” diye ona kızar. Kinikler teoriden çok pratik gerçekliğe inanıyorlardı. Örneğin Diogenes, devinim (hareket) yoktur diyen birine yanıt olarak, kalkıp dolaşmaya başlamıştır. Kuşkusuz bu eylem Kinik Filozofların hem düşüncesini hem de yaşam anlayışını çok iyi anlatır.

 

Kinikler ahlak konusuna oldukça önem verirler. Sokrates’in ahlak anlayışı onlar için referans noktasıdır. Sokrates gibi onlar da erdemin önemini vurgularlar. Sokrates, hayatın amacını mutluluk olduğunu, mutlu olmak için ise erdemli olmanın şart olduğunu söyler. En büyük erdem ise bilgili olmaktır. Sokrates’e göre sorgulamamak, bilgisiz olmak en büyük erdemsizliktir.

 

Kinikler’de hayatın amacının mutluluk olduğunu ve bunu erdemli olmakla sağlanacağını kabul ediyorlardı. Ancak Sokrates’le bu noktada ayrıldılar. Sokrates’in erdemli yaşamda savunduğu bir tür uyumdu. Gösteriş, zenginlik, statü, siyasi güç gibi insanların önem verdiği çoğu şey erdemli olmak için saçmaydı. Mal ve mülke aşırı önem vermek insanları mutlu etmez sadece kendilerini kandırırlardı. Ancak Sokrates tamamen dünyevi zevklere de karşı değildi. Cinsellik, içki, dostlarla sohbet gibi şeylere insan tamamen yüz çevirmemeliydi. Platon’un Şölen adlı diyaloğunda anlatıldığı gibi, Sokrates çoğunlukla içki içmezdi. Ancak yeri geldiğinde de kendini kaybetmeyecek şekilde içki içerdi. O bu tür şeylerin zevk verdiğinin farkındaydı. Bunlardan tamamen uzak durmamız insan için olumsuzluklar yaratabilirdi. Önemli olan bir uyumu sağlamak, dünyevi zevklerin hayatımızın amacı olmasının önüne geçmekti.

 

Oysa Kinikler böyle düşünmedi. Onlar zenginlik, statü gibi kavramlara tamamen karşı çıktılar. Onlar için önemli olan özgürlük ve bağımsızlıktı. İnsanlar, toplum içinde bir konuma gelmek için bu özgürlüklerinden feragat etmek zorundaydılar. Bu, bireyin mutlu olmasının önündeki en büyük engellerden biriydi. Aile, toplum, din ve devlet gibi kavramlar sadece bireyin bağımsızlığını engellemekteydi. Diogenes “Ben bir dünya vatandaşıyım” sözü ile bir ülkeye değil tüm dünyaya ait olduğunu vurgulamıştı. Belki de bu söz onu ilk kozmopolit düşünür yapmıştır.

 

Kinikler, haz konusunda uyuma karşıydılar. Onlara göre hazlar dünyadaki en büyük kötülüktür. Antisthenes, “hazdan delilikten daha fazla korktuğunu” belirtmiştir. Hazlar insanın doğru düşünmesinin önüne geçer. Onu kendi kölesi haline getirir. Birini çok sevmek veya ondan nefret etmek yaşamımızı yönlendirir. Cinsellik gibi hazlar, doğru düşünmenin önüne geçebilir. Zevk almak için hatalı davranışlarda bulunabiliriz. Hazlar duygular yoluyla akıllımızın önüne geçebilir. Sokrates bunu dizginleyebileceğimizi savunuyordu. Kinikler ise bunun mümkün olmadığını… Hazlara bu derece karşı çıkmaları bir başka Sokratesçi Okul olan Kirene okuluna karşı olmalarını sağladı.

 


Kinik okulunun yaşam tarzı en güzel Sinoplu Diogenes (Diyojen) ile kendini gösterir. Babası Hikesios Sinop’ta devlet bankasının yöneticiliğini yaptığında sahte para basar. Olay ortaya çıkınca Diogenes, kimilerine göre Sinop’tan sürgün edilmiş, kimilerine de göre de korkup kaçmıştır. Atina’ya gelip Antisthenes ile karşılaşınca ise hayatı değişir. Söylendiğine göre Antisthenes’in öğrencisi olmak için çok çabalar. Antisthenes herkese yaptığı gibi onu da kovar. En sonunda da bastonunu havaya kaldırıp onu dövmekle korkutur. Ancak Diogenes, “Vur ama bir şey söyleyeceğini düşündüğüm sürece beni durduracak kadar sert bir odun bulmayacaksın” der. Antisthenes bunun üzerine onu yanına alır.onurcoban.com

 

Antisthenes gibi o da, sadece bir harmani giyer, elinde bir heybe ile dolaşırdı. Giyime kuşama önem vermez, bastonuyla sürekli şehirde dolaşır, dilencilikle para toplardı. Geceleri de Metroon’da bulunan bir fıçıda kalıyordu. Günümüzde, popüler kültürde de sıklıkla fıçıdaki bu evi ile resmedilmektedir. Bir gün elleriyle su içen bir çocuk görünce heybesindeki tası atar ve eliyle su içmeye başlar. Hatta bu olay üzerine “Küçük bir çocuk yalın yaşamda beni geçti” diyerek hayıflanır.

 

Diogenes ve Büyük İskender arasında anlatılan öyküler de ilginçtir. Günlük zevklerden tamamen kendisini soyutlamış olan bu filozof ile o devrin tartışmasız en büyük hükümdarı Büyük İskender birbirleriyle tamamen ters anlayışları temsil ediyorlardı. Diogenes, sokaklarda yatıyor, parayı ve şöhreti umursamıyordu. Büyük İskender ise istediği her şeye sahip ve o zamanlarda bilinen tüm dünyanın hükümdarı olarak güçlü bir hayat sürüyordu. Ancak Büyük İskender’in Diogenes’e saygı duyduğu gözükür. Onunla defalarca karşılaşmış ve bu karşılamalar hikayeleşmiştir. En bilinen hikâyede Büyük İskender, Diogenes’i görmeye gider. O sırada ev yaptığı fıçısının önünde güneşlenen Diogenes’e “Dile benden ne dilersen” der. Diogenes ise gölgesini kapatan Büyük İskender’e “Gölge etme başka ihsan istemem” diye cevap verir. Bu elbette gerçekten gölgesini kapatmasıyla birlikte, mecazen de bir anlam taşımaktadır. Büyük İskender’in heybetli, şatafatlı yaşamı, onun hazdan yoksun ve erdemli yaşam ışığına bir gölge gibi düşmektedir. Diogenes hakkındaki bu söz günümüzde de popüler kültürde, şarkılarda ve edebiyatta kendini gösterir. Bir başka hikâyede ise Büyük İskender “Eğer İskender olmasaydım, Diogenes olmak isterdim” der. Diogenes’de “Ben de Diogenes olmasaydım, İskender olmak isterdim” diye cevap verir. Farklı bir hikâyede İskender, ona “neden köpek dendiğini” sorar. Diogenes ise “Bana bir şey verene kuyruk sallıyorum, vermeyene havlıyorum, kötüleri de ısırıyorum” der.

 

Diogenes, bir gemi yolculuğu sırasında korsanlarca yakalanır ve köle olarak satılır. Ancak bunu çok sıradan karşılar. Hatta esir pazarında satılırken ne iş yaptığı sorulunca “ben insanları yönetirim” der. O sırada orda olan Kseniades’e satılmasını ister. Çünkü Kseniades’in bir efendiye ihtiyacı olduğunu belirtir! Kseniades bu aykırı konuşan kişiyi satın alıronurcoban ve onu çocuklarının öğretmeni yapar. Dostları onu kurtarmak istese de buna karşı çıkar. Ona göre aslanlar bakıcıların kölesi değildir. Bakıcılar aslanların kölesidir. Bir söylentiye göre ölümü, kendi nefesini tutması sonrası olmuştur. Yine bir efsaneye göre, İskender’in öldüğü gün, Diogenes’de hayatını kaybetmiştir. Karga, Atina Halkı, Mektuplar, Ölüm üzerine gibi onlarca eser yazdığı varsayılır. Kimilerine göre ise hiç bir şey yazmamıştır.

 

Antisthenes ve Diogenes hazır cevap ve lafını esirgemeyen kişilerdi. Örneğin; Antisthenes; Atinalılara eşekleri, meclis kararıyla at yapmaları önerdi. Atinalılar bunu anlamsız bulunca, “Ama aranızda hiç bir şeyden anlamadıkları halde, sırf oylamayla komutan olanlar var” diye cevap verdi. Diogenes, bir gün ciddi bir konudan bahsederken kimsenin onu dinlemediğini fark eder. Bunun üzerine kuş gibi ötmeye başlar. İnsanların bu kuş sesini duyup yanına gelmesi üzerine, “Maskaralık oldu mu güzelce gelirsiniz ama ciddi konular olduğunda umursamazsınız” diyerek insanları eleştirir. Diogenes, yaşlandığında artık boş vermesi gerektiğini söyleyenlere, “Stadyumda bir koşucu olsam, bitiş çizgisine yaklaştığımda boş mu verecektim” diye karşılık verir. Günümüzde Sinop’ta bulunan heykelinde olduğu gibi elinde bir fenerle dolaşır ve “adam arıyorum” derdi.

 

Özellikle Platon, bu mütevazı yaşamı, tam tersi bir biçimde ünlü olma merakı olarak görür ve Diogenes’i eleştirdi. “Ona acımak istiyorsanız çekip gidin” diyerek insanlara bu durumu göstermek istedi.

 

Platon’a göre Diogenes, Sokrates’in delirmiş haliydi!

 

Diğer Kinikler ise kısaca şunlardı;

 

Diogenes’in öğrencisi Monimus, Sirakuzalıydı. Diogenes’in ününü duymuştu ancak o sırada bir bankerin hizmetlisi olduğundan ondan ders alamıyordu. Deli numarası yaparak efendisinin onu bırakmasını sağladı. Ardından da Diogenes’e kendini adadı.

 

Krates (Crates) Diogenes ünlü öğrencilerinden biridir. Her eve girip öğüt vermesinden dolayı çilingir lakabıyla tanıdır. Zengin olmasına rağmen tüm parasını dağıtmış ve Kiniklerin yaşam biçimine ayak uydurmuştur. Söylenene göre dirençli olmak için yazın kalın, kışında ince giyerdi. Büyük İskender yağmalanmış yurdunun onarılmasını isteyip istemediğini sorunca “Ne gerek var, belki başka bir İskender gelip yine yıkacak” demiştir. Krates ayrıca Stoa Felsefesinin kurucusu olan Kıbrıslı Zenon’un hocalığını da yapmıştır.

 

Bir başka Kinik Filozof ise Metrokles’tir. Kız kardeşi Hipparkhia’da onun gibi bir filozoftur. Her ikisi de Kinik görüşü benimser. Hipparkhia etkilendiği Krates ile evlenmek istemiştir. Krates ise hiçbir şeyi olmadığını söyler ve böyle bir yaşamı seçmesi durumda onunla evleneceğini belirtir. Hipparkhia bunun üzerine Kinikler gibi giyinip yaşamaya başlar. Metrokles’in Theombrotos ve Kleomenes adında öğrencileri olmuştur. Theombrotos’un ise İskenderiyeli Demetrios adında öğrencisi; Kleomenes’in ise İskenderiyeli Timarkhos ve Efesli Ekhekles adlı öğrencileri olmuştur.

 

 Diğer Kinik Filozofları ise şunlardır: Diogenes’in öğrencisi Onesikritos (İskender’in seferlerine katılmasıyla bilinir), Meşe ormanı lakaplı Menandros, Aeginalı Philiskos, Menippos ve Kinik Menedemos (Elis Eretria Okulunundaki ile karıştırılmaması gerekir.)

 

Ayrıca Diogenes Laertius tarafından Kinizmin içinde gösterilmeyen ancak günümüzde Kinik Filozoflardan kabul edilen Borysthenesli Bion önemli bir isimdir. Onun hakkındaki çoğu bilgi yine bir Kinik olan Megaralı Teles sayesinde günümüze gelmiştir. Hem şair hem de yaşadığı Megalapolis kenti için bir yasa koyucu olan Cercidas (Kerkidas) ise bir başa Kinik filozoftur.

Yazının diğer bölümleri için tıklayınızFelsefeye bir bakış-Giriş-


Onur Çoban


.

Elis Eretria Okulu

Felsefeye bir bakış

22. Bölüm Elis Eretria Okulu

Yazan: Onur Çoban

Megara Okulun izinde…

 

            Önceki bölümde anlatıldığı gibi; felsefe tarihinin en önemli isimlerinden olan Sokrates, kendisinden sonra gelen düşünce akımlarını derinden etkilemiştir. Sokrates’in doğrudan etkilediği öğrencilerinin felsefe okullarına genel olarak Sokratik veya Sokratesçi Okullar olarak isim verilir. Sokrates’in en önemli öğrencisi olan Platon ve onun da öğrencisi Aristoteles’e Büyük Sokratesçiler denir. Felsefe tarihinde görece daha az etkili olan Megara Okulu, Elis Eretria Okulu, Kirene Okulu ve Kinik Okuluna ise Küçük Sokratesçi Okullar ismi verilir.

 


            Elis-Eretria Okulu, Küçük Sokratesçi okullar arasında hakkında en az şey bildiğimiz ve görece daha az etkili olanıdır. Okul aslında iki farklı dönemden oluşur. Bu dönemleri de merkez aldığı konumlarıyla isimlendirilir. Aynı okul olsa da önceleri Elis Okulu, daha sonra da Eretria Okulu olarak bilinmekteydi. Günümüzde Felsefe Tarihçileri Elis-Eretria Okulu olarak isimlendirir.

 

         Elis Okulu, Sokrates’in öğrencilerinden biri olan Phaidon (Phaedo/Phaedon) tarafından Elis kentinde İ.Ö. 4. Yüzyılda kurulmuştur. Kimilerince köle lakabıyla tanınan Phaidon, ülkesinin işgal edilmesi nedeniyle tutsak alınmıştı. Ancak Sokrates’in çabalarıyla fidyesi ödenerek serbest bırakılmıştır. Ardından Sokrates’in öğrencilerindenonurcoban.com biri olmuştur. Ona ait olduğu kuşkulu birçok eser olsa da, Diogenes Laertius’un MS. 3.yüzyılda yazmış olduğu “Ünlü Filozofların Yaşamları ve Görüşleri kitabında belirtildiği üzerine Zopyros ve Simon adlı iki diyalog yazdığı kesindir. Platon’da, onun adını taşıyan Phaidon adlı diyaloğunu yazmıştır.

 

Sokrates’in ölümünden sonra Platon gibi birçok öğrencisi Atina’dan ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu öğrencilerden biri olan Phaidon, diğer öğrencilerle birlikte Megara kentine sığınmışlardı. Bu kentte yine Sokrates’in izinden giden ve onun akranı olan Eukleides tarafından korunmuşlardır. Eukleides, burada kurmuş olduğu Megara Okulu’nda hem Sokrates hem de Elealı Filozofların düşüncelerini bir araya getirmeye çalışmaktaydı. Özellikle Elealı Parmenides’in varlık anlayışı ile Sokrates’in Ahlak anlayışı arasından bir uyum yaratmayı düşünüyordu.

 

            Phaidon ve onun peşinden giden birçok düşünür Megara Okulundan oldukça etkilendi. Daha sonra Elis’de kurdukları okulda bu görüşlerin etkisinde çalışmalar yapmışlardır. Bu nedenle Elis Okulunun Megara Okulunun bir parçası bir devam gibi görünmesine neden olmaktadır. Temel düşünceleri daha çok Megara Okuluyla aynıdır.

           Megara Okulu             

            Okulun temsilcilerinden olan Menedemos ise okulu doğduğu kent olan Eretria’ya taşımıştır. Bu nedenle okul bundan sonra Eretria Okulu olarak bilinir. Menedemos soylu bir aileden gelmekteydi. Önce askerlik yapan Menedemos,  Platon ile karşılaştıktan sonra felsefeye gönül verdi. Asklepiades’in önerisi ile Megara Okulunun önemli temsilcisi olan Stilpon’un öğrenciliğini yapmaya başladı. Onun Kinik Filozoflarına yönelen felsefesi Menedemos’u da derinden etkilemiştir. Ancak daha sonra benzer görüşlere sahip Elis Okuluna dâhil olmuş ve Eretria’da bu okulun en önemli isimlerinden biri olmuştur.

 


            Menedemos, herkesi eleştiren ve sert bir dili olan bir filozoftu. Giyim kuşama çok dikkat etmeyen, okulunda düzeni çok savunmayan biriydi. Önceleri Eretrialılar onu çok desteklemese de zamanla şehrin yöneticiliğini ona vermişlerdi. Hatta şehirde bulunan bir heykeli de vardı.

 

            Elis-Eretria Okulu daha sonraları Stoacılık ile iç içe geçmiş ve zamanla onun içinde erimiştir. Okulun başka önemli düşünürleri Elisli Pleistainos, Phliuslu Asklepiades, Moschus ve Ankhipylos’tur.

Yazının diğer bölümleri için tıklayınızFelsefeye bir bakış-Giriş-


Onur Çoban


.

Megara Okulu

 Felsefeye bir bakış

21. Bölüm Megara Okulu

Yazan: Onur Çoban

Parmenides ve Sokrates’in uyumu

 

            Felsefe tarihinin en önemli isimlerinden olan Sokrates, kendisinden sonra gelen düşünce akımlarını derinden etkilemiştir. Hem ortaya koyduğu düşünceleri hem de trajik ölümüyle öğrencilerinin üzerinde kalıcı bir etki yaratmıştır. Sokrates’in doğrudan etkilediği öğrencilerinin felsefe okullarına genel olarak Sokratik veya Sokratesçi Okullar olarak isim verilir. Sokrates’in en önemli öğrencisi olan Platon ve onun da öğrencisi Aristoteles’e Büyük Sokratesçiler denir. Felsefe tarihinde görece daha az etkili olan Megara Okulu, Elis Eretria Okulu, Kirene Okulu ve Kinik Okuluna ise Küçük Sokratesçi Okullar ismi verilir.


             Küçük Sokratesçi (Sokratik) Okullardan Megara Okulu’nun kurucusu Eukleides’tir. Dilimizde ve yabancı kaynaklarda Euklides, Euclid, Öklid olarak da geçer. Ancak onu, ünlü matematikçi Öklid ile karıştırmamak gerekir. Eukleides hemen hemen Sokrates ile aynı yaşlardadır. Başlarda Elea Okulu ve Parmenides’in görüşlerini benimsemiştir. Ancak Sokrates’i dinledikten sonra bu filozofa hayran olmuştur. Söylenene göre Eukleides, Megara yurttaşlarının Atina’ya girmeleri yasakken, kadın kılığında gizlice Atina’ya gelmiş ve Sokrates’in dersini dinleyip sabaha karşı gizlice tekrar şehirden ayrılmıştır.



             Eukleides’in Sokrates’ e duyduğu hayranlık onun ölümünden sonra da devam etmiştir. Sokrates’in Atinalılar tarafından idam edilmesi sonrası, onun görüşlerini sürdüren öğrencileri büyük tehlike altındadır. Başta Platon olmak üzere birçok genç öğrenciyi, Megara Kentine davet etmiş ve onları burada korumuştur. Bu öğrenciler bir süre Eukleides’in himayesinde yaşamış, belki de bir bakıma bu gençlerin hayatlarını kurtarmıştır.

 

            Eukleides’in görüşleri yaşadığı kent olan Megara ile anılır. Megara Okulu, İ.Ö 4.yüzyıldan itibaren yaklaşık 100 yıl kadar süre varlığını sürdürmüştür. Lamprias, Aiskhines, Phoiniks, Kriton, Alkibiades ve Erotikon isimli 6 diyalog yazmış olan Eukleides’denonurcoban.com sonra Miletli Eubulides, İasoslu Diodoros Kronos ve Megaralı Stilpon gibi önemli isimler bu akımı sürdürmüştür. Stilpon’un öğrencisi olan Kıbrıslı Zenon ise ünlü Stoa Okulunu kuracaktır. Diogenes Laertius’un MS. 3.yüzyılda yazmış olduğu “Ünlü Filozofların Yaşamları ve Görüşleri kitabında birçok Megara Okulu filozofu incelenmiştir.

 

Elea Okulu ve onun en önemli temsilcilerinden Elealı Zenon ile Parmenides, sadece varlığın olduğunu, yokluk diye bir şeyin olamayacağını, var olanın da tek olduğunu, parçalarının olamayacağını savunmaktaydı. Onlara göre “tek” olan yani “bir” olan varlık gerçektir. Eukleides bu görüşü savunmaya devam eder. Ancak bu “bir” veya “tek”liği Sokrates’in Ahlak anlayışıyla harmanlarlar. Ona göre bu “Bir”, “İyi”’dir. Yani “iyi olan” veya “iyilik” . Gerçek ve önemli olan iyiliğe ulaşmaktır. Sokratesçi görüşle, Erdeme önem vermektir. Onlara göre erdem, iyi olmanın temel koşuluydu.

 

Megara Okulu, Elela’lı Zenon gibi hareketi, Parmenides gibi oluş ve yok oluşu kabul etmez. Bu görüşleri nedeniyle Aristoteles’in ortaya koymuş olduğu hareket ve kuvve (potansiyel) görüşünü ret ederler. Bu da Aristoteles’in Megara Okulunu eleştirmesine neden olmuştur.

 

Aristoteles’in çağdaşı Miletli Eubulides, paradokslarıyla ünlüdür. Bu konularda Aristoteles ile tartışmalara girmiştir. Ayrıca ünlü Atinalı hatip Demosthenes’e mantık öğretmiştir. Bazı paradoksları şunlardır:

 

Yalancı: Bir adam şöyle der; “Şimdi söylediğim şey bir yalan”  Eğer doğru söylüyorsa, ifadeye göre söylediği yalandır. Eğer adam yalan söylüyorsa söylediği şey içerikteki gibi doğrudur.

 Boynuz: Boynuzlarımızı kaybetmedik. Ama kaybetmediğimiz bir şeye sahip olmadığımızı söyleyemeyiz. Kaybetmediysek, bizde olmalıdır. O zaman boynuzlarımız vardır.

 

Diodoros Kronos’da, örnek aldığı Elealı Zenon gibi birçok paradoks ortaya koyar. Örneğin; bir buğday tanesine küme diyemeyiz. Peki, 2 tane buğday tanesine? Ya da üç taneye? Buğday tanelerinin ne zaman bir küme olduğu belirsiz ve görecelidir. Bu paradoks, bir akıl karmaşası yaratır. Elealı Zenon gibi Diodoros Kronos’da bu tür akıl oyunlarıyla çokluğun olmadığını çünkü onun tanımlamanın karışıklığını göstermek istemiştir. Bu akıl oyunları nedeniyle Megara Okullu bir süre Eristik Okul olarak bilinmiştir. Burada amaç mantık oyunlarıyla tartışmayı bir çekişme bir didişim haline getirmektir. Eristik akıl yürütme, tartışmayı bir araç değil amaç olarak görür. Laf cambazlıkları, mantıksal oyunlar ve çeşitli retorik teknikleriyle birçok paradoks yaratılmıştır. Aristoteles de Retorik’in ana hatlarını aynı isimli kitabında anlatacak, yüzyıllar sonra ise Arthur Schopenhauer, Eristik Diyalektik hakkında kitap yazacaktır.

 

Eubulides’in öğrencisi Elisli Aleksinos (Alexinus) tartışmaya düşkünlüğü ile bilinir. Elis şehrinden Olympia’ya gelmiş ve burada Olimpik adıyla bir okul kurmak istemiştir. Ancak yiyecek sıkıntısı ve sağlık sorunları yüzünden öğrencileri onu terk etmiş en sonunda da Alpheios ırmağında yüzerken bir kamışın ayağına batması sonucu yaralanarak hayatını kaybetmiştir. Kıbrıslı Zenon’a karşı kitaplar yazmıştır.

 

Kronos unvanıyla bilinen Apollonios Kronos gibi onun da öğrencisi Ameinias’ın oğlu İasoslu Diodoros’da, Diodoros Kronos adıyla bilinir. Söylendiğine göre bu ad Stilpon’un sorduğu ayaküstü bir soruyu çözememesi üzerine I. Ptolemaios Soter tarafından verilmiştir. Hatta o gece evine giderek bir mantık problemini çözerken hayatını kaybetmiştir.onurcoban.com

 

Okul zamanla Diyalektik Okul olarak da isimlendirilmeye başlar. Bu isimlendirmeyi yapan yine okulun temsilcilerinden Khalkedonlu Dionysios olmuştur.

 


 Stilpon zamanında ise git gide Kinik Okuluna yaklaşır. Megara Okulunun en önemli temsilcilerinden biri olan Stilpon, oldukça etkili biriydi. Döneminde birçok farklı akıma bağlı öğrencileri kendine çekmesiyle dikkatleri üzerine çekmiştir. Büyük İskender’inonurcoban generallerinden olan I. Ptolemaios Soter, İskender’in ölümünden sonra Mısır’da bir hanedanlık kurmuştur. I. Ptolemaios Soter, Stilpon’u da Mısır’a götürmeyi önerdi. Ancak bunu kabul etmedi. Ona göre önemli olan bilgelik olup, dış dünyanın karmaşa ve saçmalıkları önemli değildir. Megara kenti yağmalandığından Stilpon’a ne kadar çok şey kaybettiği sorulur. O ise bilgisi ve görüşlerinin hala burada olduğunu, başka da bir şeyin önemi olmadığı yani aslında hiç bir şey kaybetmediğini söyler. Tanrıların olup olmadığı ve onlara dua edilmesinden hoşlanılıp hoşlanmadıkları ile ilgili soruya “Bunu insanların önünde değil, yalnızken bana sor” gibi ironik bir cevap vermiştir. 9 diyalog yazdığı ve ölümünü hızlandırmak için şarap içtiği belirtilir.

 

Stilpon’un öğrencilerinden Kıbrıslı Zenon (Elealı Zenon ’la karıştırılmaması gerekir) Stoa Okulunun temellerini atar. Bir başka öğrencisi Menedemos ise Elis-Eretria Okulunun en önemli temsilcilerinden biri olacaktır.

 

        Diğer Megara Okulu temsilcileri ise şöyledir: Achaea'lı Bryson (Yazılı bir eser bırakmadığı belirtilir), Panthoides, Kıbrıslı Zenon’la ilişkili olan Diyalektikçi veya Megaralı Philo, Thuriili Kleinomakhos, İkhthyas… Ayrıca Kinik Filozof Krates’in kardeşi Pasikles’in de Eukleides’in öğrecisi olduğu bilinmektedir.


Yazının diğer bölümleri için tıklayınızFelsefeye bir bakış-Giriş-


Onur Çoban


.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...