Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Öykü-şiir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

En Mutlu Gün

En Mutlu Gün Saate bakmak, anlam verememek zamanın bu kadar çabuk gitmesine... Hayatının en mutlu gününde, doğum gününde, arkadaşlarının, dostlarının, ailesinin yanında olmak... Eğlenmek doyasıya mutlu olmak belki de, anlamsızca... Yanındakilere bakmak... Sevildiğini bilmek... Hatta onları tüm kalbiyle sevmek... Hayatının en mutlu gününde, doğum gününde, onlarla olmak... Sonra... Gece olduğunda... Sadece kendi kaldığında... Yalnızca düşünmek... Kim bilir belki de ağlamak... Keşke diyebilmek... Ama susmak... Acı çekmek... Lakin dik durmaya çalışmak... Hayatının en mutlu gününde, doğum gününde, anılarla baş başa kalmak... Kaybolmak... Nerde olduğunu bilmeden yaşamak... Öfkelenmek... Kim bilir belki de sevmek... Git demek... Belki de beklemek... Unutmak istemek... Belki de özlemek... Mutlu olmasını istemek... Mutlu olmak istemek... Hayatının en mutlu gününde, doğum gününde, düşünmek... Acıyı, hüznü, umutsuzluğu tercih etmek... Sonra yatıp uyumak... Yepyeni bir günde,...

YAZILAMAMIŞ BİR ÖYKÜ

YAZILAMAMIŞ BİR ÖYKÜ "Karşılıklı konuşuyorlardı. Sözcükler ağızlarından hiç durmadan çıkıyordu anlamsız, acımasız..." Oysa ne güzel başlamıştı her şey. Onu ilk gördüğünde, kalbinin taa derinliklerinde bir yerlerde, başlayan o sızı aklını başından almıştı. Aslında yabancı değildi bu hislere ama nedense bu sefer biraz farklıydı. Ne zaman onu görse dizleri titriyor, sözcükler ağzına bir türlü gelmiyordu. Ama o karşılığı olmayan bir aşkın peşindeydi. Her kötü şeyde olduğu gibi bunu da anlaması uzun sürmedi. Baharın geldiğini zannedip karların arasında açmaya çalışan bir çiçekten farksız değildi. Kız başkasını seviyordu. Neşeli olmaya çalıştı o günden sonra. Her zamanki gibi kendisinden beklenircesine esprili yaklaştı her olaya. İçinde yanan ateşi düşünmemeye, hissetmemeye çalıştı. Kimsenin bunu bilmesini istemiyordu. Nede olsa hiçbir şey fark etmezdi artık. İyileşmesi imkansız bir yarayı deşmenin kime, neye faydası olacaktı ki? Görmemeye çalıştı onu. Hatta daha da ileri gide...

Yazılamamış Bir Öykü

YAZILAMAMIŞ BİR ÖYKÜ "Karşılıklı konuşuyorlardı. Sözcükler ağızlarından hiç durmadan çıkıyordu anlamsız, acımasız..." Oysa ne güzel başlamıştı her şey. Onu ilk gördüğünde, kalbinin taa derinliklerinde bir yerlerde, başlayan o sızı aklını başından almıştı. Aslında yabancı değildi bu hislere ama nedense bu sefer biraz farklıydı. Ne zaman onu görse dizleri titriyor, sözcükler ağzına bir türlü gelmiyordu. Ama o karşılığı olmayan bir aşkın peşindeydi. Her kötü şeyde olduğu gibi bunu da anlaması uzun sürmedi. Baharın geldiğini zannedip karların arasında açmaya çalışan bir çiçekten farksız değildi. Kız başkasını seviyordu. Neşeli olmaya çalıştı o günden sonra. Her zamanki gibi kendisinden beklenircesine esprili yaklaştı her olaya. İçinde yanan ateşi düşünmemeye, hissetmemeye çalıştı. Kimsenin bunu bilmesini istemiyordu. Nede olsa hiçbir şey fark etmezdi artık. İyileşmesi imkansız bir yarayı deşmenin kime, neye faydası olacaktı ki? Görmemeye çalıştı onu. Hatta daha da ileri gide...

Kimsin?

Kimsin? Gözlerimi kapattığımda karşıma çıkan o karartı mı? Hani hep neşeli hep güler yüzlü... Ya da yanıldığımı kanıtlarcasına acı dolu... Kalbi kırık ama özlem duyan, Kişiye değil erdeme susamışçasına. Belki de o’sundur. Hani gülerken kabullenemeyen bu kadar mutluluğu, Ağlarken bir kalp sızısına sahip olan... Ya da şu’sundur. Bunlar içerisinde şu olabilen. Acısındır, yalan tatlılar içerisinde dimdik durabilen. Hani en safsındır ya, dizelerde kusursuzca dile gelen. Bilmiyorum, belki de farklısın. Görünensin, görmek istediğimin aksine... Çamurun içindesin, pis kâbuslar içinde. Yorgunsun, kim bilir hangi beklentiler de... Kimsin? Ben misin, benliğimde. Yoksa değil misin, karartının ardında... Kimsin? Yanımda yakın olan mı? Nesin? İçimdeki yolcu sızı mı? Kimsin? Sen misin? Onur ÇOBAN 09.02.2007

Cevap

Aşk mı, nerden biliyorsun ki sen o kelimeyi? Sen ağlamadın ki benim kadar, sen hiç düşünmedin ki-umutsuzca-. Bilir misin ki yalnızlık korkusu nedir? gördün mü hiç onu kaybetmenin ızdırabını? Duymadın ki sen o güldüğünde kalbinde yanan alevin sesini, nerden bileceksin ki saçlarına dokunduğunda titreyen o elleri. Peki bilir misin o acı çektiğinde dünyaların yıkıldığını? Sevdiğinin gözünden bir damla yaş akacağına, canın verebilecek insanların varolduğunu... Aklına gelmedi ki, o mutlu olsun diye ızdırap çekilecekse, tereddüt bile etmemek, Sen bunları bilmiyorsun. Bilsen söyleyemezdin böyle kolayca. O kelime ağzına geldiğinde titrerdin,konuşamazdın,gülümserdin. Aklına o gelirdi. Gözlerini düşünürdün; ne kadar güzel değil mi? Sonra sesi çınlardı kulaklarında; dünyanın en güzel şarkısı gibi... Birden mutlu olduğu anı düşünürdün; dünyanın en mutlu kişisi olurdun. Sonra ağlardı o; ölmek isterdin o anda. Aklına gelirdi aniden; onun için yapabileceklerin. Hissederdin ona dokunmanın verdiği sıcak...