Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Guernica

GUERNİCA Pablo Picasso’nun en ünlü ve en önemli eseri olan Guernica tablosu belki de gelmiş geçmiş en büyük savaş karşıtı eserdir. Picasso’nun bu ünlü eserinin konusunu anlamak için İspanya’nın yakın tarihine şöyle bir bakmak gerekir:1.Dünya Savaşı’ndan sonra, İspanya’da büyük bir kargaşa olmuştur. Bilhassa 1923 yılında General Primo de River’nın yönetime el koymasıyla karışıklıklar artarak devam etmiştir. Özellikle İspanya’nın birçok farklı ulustan oluşan yapısına duyarlı olunması gerektiğini savunan Cumhuriyet yanlıları yönetime büyük baskı oluşturmuş ve 1930 yılında General River’in istifasına neden olmuşlardır. Yeni Cumhuriyet hükümeti ilerici bir Anayasa çıkarmış ve beklide İspanya’nın en demokratik yıllarını yaşatmıştır. Ancak Cumhuriyetçilerin işçilere yaptıkları reformlar bazı çıkar çevrelerince tepkiyle karşılanmıştır. Bunun yanında Katolik kurumlarında geri planda kalmak istememesi nedeniyle gerici çevreler harekete geçmiştir. Özellikle silahlı faşist bir örgüt olan Falanj...

DR. CALİGARİ’NİN MUAYENEHANESİ

DR. CALİGARİ’NİN MUAYENEHANESİ Sinema tarihinde çok önemli bir yeri olan DR. Caligari'nin Muayenehanesi adlı film 1920 yılında Robert Wiene tarafından çekilmiş bir Dışa Vurumcu Alman Filmidir. Bu çalışmada kısaca filmin öğelerinden bahsedilmiştir. OYUNCULUK: Filmde oyuncular oldukça abartılı ve teatral bir oyun ortaya koymuşlardır. Özellikle Dışavurumcu Alman Sinemasında oldukça fazla görülen abartılı oyunculuk filmde fazlaca yer alır. MEKAN TASARIMI: Filmdeki dekorlar oldukça göze batmaktadır. Doğal olmayan bu dekorlar dışavurumculuğun izlerini taşır. Özellikle eğri çizgiler abartılı cisimler(sandalye vs.)Simetrik olmayan oda dekorları ön plana çıkmaktadır. KARAKTERİZASYON: Filmde birçok karakter bir arada yer almaktadır. Başrollerin dışında yan karakterlerde oldukça etkili bir biçimde filmde yer alır. Karakterlerin ruhsal durumu(korku, bunalım) ön plana çıkarılmıştır TEMA: Filmde yer alan konu Dönemine oldukça uygundur. Bir güç mücadelesi oldukça psikolojik ve dram...

Hayata Dair

Hayata dair... Düşünüp birşeyler paylaşmak... Sorgulamak tabuları,gerekirse yıkıp atmak... Bilmek istemek gerçekleri, ya da gerçek denilen şeyleri... Yaşamak hayata dair olan şeyleri... Burda hep birlikte konuşup dertleşeceğiz.Sinemadan geziye,müzikten güncel haberlere,geyikten felsefeye kadar hayata dair her şey hakkında birşeyler karalayacağız.. Bakalım neler olacak... Onur Çoban

Yılmaz Güney

Yılmaz Güney Asıl adı Yılmaz Pütün olan, sanatçı Yılmaz Güney;1 Nisan 1937’de Adana’nın Yenice köyünde dünyaya geldi. Özellikle 1960’ların sonlarına doğru yaptığı gerçekçi filmleriyle Türk Sinemasının en önemli oyuncu ve yönet menlerinden biri olduğunu kanıtladı. Bir işçi ailesinin yedi çocuğundan biri olan Güney, İlk ve orta öğrenimini Adana'da tamamladı. Bu yıllarda pamuk işçiliğinden muhasebeci­liğe kadar çeşitli işler yaptı; And Film ve Kemal Film şirketlerinin bölge temsilcilikle­rinde memur olarak çalıştı. Edebiyatla ilgilenmeye ve öyküler yazmaya da aynı dö­nemde başladı. En sonunda Ankara üniversitesi Hukuk ve İstanbul Üniversitesi İktisat fakültelerin­de okudu. Üniversitede okurken yönetmen Atıf Yılmaz'la tanıştı. Onun yar­dımı ve desteğiyle senaryo yazarlığı, yönet­men yardımcılığı ve oyunculuk yaparak sinemada çalışmaya başladı. Atıf Yılmaz'ın yönettiği Bu Vatanın Çocukları (1958) filminin senaryosunun yazımına katıldı ve filmde oynadı. Aynı yıl, gene Atıf Y...

Savaşın Sinema Üzerindeki Etkisi

Savaşın Sinema Üzerindeki Etkisi Savaşlar,tarih boyunca bir çok yıkıma ve milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştur. Bununla birlikte birçok toplumsal harekete, reform çalışmalarına, devrimlere ve teknolojik gelişmelere de neden olan savaşlar, güzel sanatlara da yön vermiştir.Gelmiş geçmiş en kanlı ve en yıkıcı savaş olan 2.Dünya Savaşı da 20.yüzyılın en büyük sanatı olan sinemayı da derinden etkilemiştir. 1945’te sona eren 2.Dünya Savaşından önce Sinema klasik diye bileceğimiz bir anlatım tarzı benimsiyordu. Bu gerek Westernlerde gerekse müzikallerde böyle idi. Tür filmlerinin en çok görüldüğü ABD’de belli kalıpların dışına çıkmak neredeyse imkansızdı. ABD kadar olmasa da Avrupa sinemasında da durum aynıydı.Buna karşın 1945 yılından sonra çoğu şey değişiklik gösterdi.Gerek ABD gerekse Avrupa’da başlayan savaş karşıtı hareketler sinemada kendisini gösterdi.Özellikle geçmişte yaşanılan acıların nedeni olarak yaşlıları gören yeni bir genç nesil doğdu. Bu nesil bir bakıma kaçış ...

Geçiş Dönemi Türk Sineması

Geçiş Dönemi Türk Sineması Türk Sineması 20. yüzyılın başından günümüze kadar olan süreç içerisinde çeşitli dönemler geçirmiştir. Bunların içinde çok önemli bir yere sahip olan ‘Geçiş Dönemi Türk Sineması’ 1940’tan 1950’lere kadar etkisini göstermiştir. Bu dönemde Türk Sineması büyük ölçüde tiyatrodan etkilenmiştir. Daha önceki dönemlerde olduğu gibi sinema endüstrisinde birçok tiyatro kökenli kişi yer almaktaydı. Ancak bu dönemde yavaş yavaş ‘sinemacılar’ bu sektörde çalışmaya başladılar. Birçok yönetmen basitte olsa bir sinema dili yakalamaya çalıştı. Özellikle 1948 yılında yerli film biletlerinden alınan vergilerin düşürülmesi bu sektöre büyük bir canlılık getirmiştir. İzleyici kitlesinin artmasıyla daha fazla sayıda film üretilmiştir. Filmlerin konusu genellikle melodramlar, tarihsel serüvenler ve polisiyelerdir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de 2. dünya savaşının izleri hala görünmektedir. Özellikle sinema bundan çok etkilenir. Bunun dışında ABD ve Mısır’dan gelen filmleri...

Fantastik Sinema

Fantastik Sinema Sinemada fantastik, bir türden çok, ortak paydası gerçeklikten uzaklaşma olan birbirinden çok farklı eğilim ve akımları ifade eder. Gerçektende gerek komedi gerekse korku gibi birbirinden farklı türdeki filmlerde fantastik öğelere rastlamak mümkündür. Sinemanın ilk yıllarından itibaren büyük ilgi duyan fantastik filmler, 2000’li yıllarda etkisini hızla artırmıştır. Özellikle Yüzüklerin Efendisi serisinin aldığı taktir ve tabiî ki gişe başarısı bunu tetiklemiştir.20.yüzyılın başlarında konusunu edebiyattan alan(Drakula, Frankenstein vs.) filmler çekilmiştir. Ayrıca 1930’lu yıllarda King Kong gibi özgün filmlerde üretilmiştir.Tür 1950’lerde İngiltere’de canlılık kazanmıştır. Bunun dışında Kubrick’ten Spielberg’e kadar birçok yönetmen filmlerinde fantastik öğeleri kullanmıştır.Fantastik öğeler bilimkurgu veya epik tarzda filmlerde bolca kullanılmasına rağmen birçok yönetmen farlı tarzlarda (korku,polisiye) bunlardan yararlanmıştır.

Bisiklet Hırsızları ve Umut

Bisiklet Hırsızları ve Umut İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin en önemli filmlerinden biri olan Bisiklet Hırsızları ile Türk Yeni Gerçekçiliğinin en başarılı filmi Umut birçok açıdan birbirlerine benzemektedirler.Özellikle her ikisinin de gerçekçi öğeler taşıması ve dönemlerinin sorunlarını iyi bir şekilde yansıtmaları bunun en güzel kanıtıdır. Her iki filmde farklı dönemlerde çekilmiştir.Buna karşın benzer özellikler göze çarpar.Bisiklet Hırsız’ları 2.Dünya savaşından sonra İtalya’daki zor yaşam şartlarının birazda belgesel niteliğinde ekrana yansıtmaktadır.Umut ise ,özellikle filmin ilk bölümünde, arabacılık yapan bir adamın zor yaşam koşulların gerçekçi bir şekilde gösterir.Bisiklet Hırsız’larında ailesinin geçimini sağlamak için sürekli iş arayan Ricci, iş bulmasına rağmen kırık olan bisikletini tamir etmesi gerektiğini öğrenir.Bunun içinde eşinin de yardımlarıyla sahip olduğu bazı şeyleri satarak bisikleti tamir ettirir.Aynı şekilde Umut’ta da Yılmaz Güney’in canlandırdığı Cabbar yok...

Site hakkında

Ülkemizdeki onlarca iletişim fakültesi başta olmak üzere Güzel Sanatlar'dan özel kuruluşlara kadar birçok yerde Sinema ve TV alanında dersler verilmektedir. Bu yerlerde eğitim alan öğrencilerin en büyük eksikliği Türkçe kaynaklardaki yetersizlik olarak görülmektedir. Bu blog öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuştur. Ders notları başta olmak üzere hazırlanan ödev çalışmaları bu sitede kullanıcılara sunulmuştur. Konuların sadece öğrencilerin ilgi alanına girmemesi nedeniyle toplumun büyük bir kesimine de hitap eden bu blog,özgür eğitim ve paylaşım mantığıyla hareket etmektedir. Bu açıdan dosyaların paylaşımında her hangi bir ücret talep edilmez.Ancak bu blog üzerinden yapılan alıntıların kaynağının belirtilmesini talep eder. Site üzerindeki hiç bir materyal izinsiz olarak kaynak GÖSTERİLMEDEN kullanılamaz. Onur Çoban

Umarsız Gözyaşı

Yönetmen Onur Çoban'ın çekmiş olduğu "umarsız gözyaşı" adlı kısa film. - İstanbul Kısa filmciler derneği en iyi film ödülü(2007) "Serbest fotoğrafçılık yapan genç bir kız, karşılaştığı bir kapkaç olayını resmeder. Ancak kapkaççıların saldırısına uğrayan kadına yardım etmez. Bu olay sonucunda hayatını ve mesleğini sorgulamaya başlar." -İstanbul Kısa Filmciler Derneği 6.Ulusal Kısa Film Festivali(en iyi kurmaca) -4.Yıldız kısa film festivali -1.Kartal Kısafilm festivali Görüntü Yönetmeni: Kaan Solak Özgün Müzik: Murat Yazıcı Özgün Senaryo: Onur Çoban Sanat Yönetmeni:Sevinç Paçacı Kurgu: Onur Çoban Oyuncular: Ceyda Özcan İdil Vural Müslüm Çalasın Mustafa Kömüşcüoğlu Tonguç Sezen Kaan Solak

Kimsin?

Kimsin? Gözlerimi kapattığımda karşıma çıkan o karartı mı? Hani hep neşeli hep güler yüzlü... Ya da yanıldığımı kanıtlarcasına acı dolu... Kalbi kırık ama özlem duyan, Kişiye değil erdeme susamışçasına. Belki de o’sundur. Hani gülerken kabullenemeyen bu kadar mutluluğu, Ağlarken bir kalp sızısına sahip olan... Ya da şu’sundur. Bunlar içerisinde şu olabilen. Acısındır, yalan tatlılar içerisinde dimdik durabilen. Hani en safsındır ya, dizelerde kusursuzca dile gelen. Bilmiyorum, belki de farklısın. Görünensin, görmek istediğimin aksine... Çamurun içindesin, pis kâbuslar içinde. Yorgunsun, kim bilir hangi beklentiler de... Kimsin? Ben misin, benliğimde. Yoksa değil misin, karartının ardında... Kimsin? Yanımda yakın olan mı? Nesin? İçimdeki yolcu sızı mı? Kimsin? Sen misin? Onur ÇOBAN 09.02.2007

Cevap

Aşk mı, nerden biliyorsun ki sen o kelimeyi? Sen ağlamadın ki benim kadar, sen hiç düşünmedin ki-umutsuzca-. Bilir misin ki yalnızlık korkusu nedir? gördün mü hiç onu kaybetmenin ızdırabını? Duymadın ki sen o güldüğünde kalbinde yanan alevin sesini, nerden bileceksin ki saçlarına dokunduğunda titreyen o elleri. Peki bilir misin o acı çektiğinde dünyaların yıkıldığını? Sevdiğinin gözünden bir damla yaş akacağına, canın verebilecek insanların varolduğunu... Aklına gelmedi ki, o mutlu olsun diye ızdırap çekilecekse, tereddüt bile etmemek, Sen bunları bilmiyorsun. Bilsen söyleyemezdin böyle kolayca. O kelime ağzına geldiğinde titrerdin,konuşamazdın,gülümserdin. Aklına o gelirdi. Gözlerini düşünürdün; ne kadar güzel değil mi? Sonra sesi çınlardı kulaklarında; dünyanın en güzel şarkısı gibi... Birden mutlu olduğu anı düşünürdün; dünyanın en mutlu kişisi olurdun. Sonra ağlardı o; ölmek isterdin o anda. Aklına gelirdi aniden; onun için yapabileceklerin. Hissederdin ona dokunmanın verdiği sıcak...