Ugetsu Monogatari - 1953

"Yağmurdan sonraki soluk ve gümüş ayın öyküleri"
Ugetsu Monogatari 1953 yılında Kenji Mizoguchi tarafından çekilen siyah-beyaz film...Venedik Film Festivali'nden ödülle dönen bu film, 16.yy'da Japon iç savaşı ve bu savaşta zarar gören köylülerin arasında geçiyor.
Film, komşu iki ailenin öyküsünü fantastik öğeler eşliğinde ekrana taşıyor. Biri çömlekçilik yaparak zengin olmak isteyen, diğeri ise savaşçı bir samuray olma arzusu güden iki adamın, aileleriyle olan ilişkisinin nasıl değiştiği gözler önüne geliyor.
Japon iç savaşı sırasında düşman askerlerinin yağmasına uğrayan köylerinden kaçmak zorunda kalan bu aileler, mecburen kırsala kaçıyorlar. Ardından çömlekçi adam eşi ve çocuğunu bırakıp elinde kalan mallarını satmak için şehre gidiyor. Onunla beraber gelen diğer adam ve eşi başlangıçta ona yardım etsede kendi kaderlerine doğru yol alıyorlar.
Hikaye burada ikiye ayrılıyor. Çömlekçi adam, bir satış sırasında gördüğü zengin bir kadından etkileniyor. Onunla büyük malikanesine taşınıp rahat bir hayat sürüyor. Oysa kırsalda kalan eşi, açlık çeken başıboş askerlerin saldırısına uğruyor...
Samuray olmak isteyen adam ise kazandığı parayla kendine bir zırh alıyor. Ardından birazda hileyle bir generalin başını bölgedeki samuraya getiriyor. Sonuçta, kendiside adamları olan bir samuraya dönüşsede,uzun bir süre eşini yalnız bırakıyor.
Ulaşmak istedikleri hedeflere kendilerini kaptıran bu iki adam, geçmişlerini ve ailelerini unutuyorlar. Çömlekçi yavaş yavaş bunun farkına vardığında ise öykünün fantastik yani baş gösteriyor. Karşılaştığı zengin kadının aslında çoktan öldüğünü, yaşadığı malikanenin ise yıllar önce yandığını farkediyor. Gördüğü hayalet karşısında kendine gelen adam, durumunu sorgulamaya başlıyor. Evine dönsede eşinin öldüğünü, çocuğunun tek başına kaldığını görüyor.
Samuray olan adam ise kibirli bir biçimde köyüne, eşinin yanına dönerken yolda bir hana uğruyor. Ancak burada eşinin hayat kadını olduğunu görüyor.(Bu kısım batı melodramlarını çağrıştırıyor.)
Mizoguchi'nin bu filmi aslında örneği çok görülen bir değişim öyküsü. Arzularına olduğu kadar göç ettikleri şehirlerede yenilen kişilerin dramı...Türk Sinemasında "Gurbet Kuşları", İtalyan sinemasında "Rocco e i suoi fratelli (1960)" gibi örneklerle benzerlik gösterse de fantastik öğeler, yumuşak sahne geçişleri, hareketli kamera kullanımı ve Japonya'ya özgü unsurları onu diğerlerinden ayırıyor.
Film hakkındaki bir başka ilginç not ise, bu filmin Japon sinemasının batıyla olan ilk temasını sağlayan eserlerden biri olması...Uzun süredir kaliteli Japon filmleri yapılıyor olsa da, 1953 tarihli bu film ile batı bu eserlerle tanışıyor. Ayrıca filmin Türkçe adının yaklaşık olarak " "Yağmurdan sonraki soluk ve gümüş ayın öyküleri" olması dikkat çekici. Çünkü "Monogatari" kelimesi sadece öykü anlamına geliyor. Bu durumda "Ugetsu" tam 6 kelimelik bir anlam barındırıyor...
Onur ÇOBAN
22.11.2008

2 yorum:

  1. güzel anlatmışsın tşkler en yakın zamanda izlemek gerek...!

    YanıtlayınSil
  2. Beğendiğine sevindim...
    Japon sinemasını anlamak için çok önemli bir filmdir.
    Bu arada birçok yazarın dediğine göre film Türkiye'de zor bulunmaktaydı. Ancak son 5-6 yıldır bulunması kolaylaştı. Bu açıdan izlenmesi artık daha kolay.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...