The Thief of Bagdad - 1924

"Sessiz Sinemada bir üst yapım"


"The Thief of bagdad" "Bağdat Hırsızı" 1924 yılında Raoul Walsh tarafından çekilen sinemanın ilk büyük yapımlarından biri.
Yazarlıktan, başrol oyunculuğuna kadar her alanda filme büyük katkısı olan Douglas Fairbanks, bu filmin belki de gerçek sahibi.
Yapıldığı yılla göre çok uzun olan( 2 buçuk saat) bu filmde boyama tekniğiyle kısmen renklendirme kullanılmıştır. Filmin atmosferine göre yer yer kırmızı yer yer koyu renkler dikkatleri çeker.
Film ortadoğuya özgü bir konu içermektedir. Sinbad hikayesiyle örtüşen bu filmde, Fairbanks başına buyruk bir hırsız olarak bağdatta dilediğince yaşamaktadır. Bir gün gizlice girdiği sarayda prensesle karşılaşması hayatını değiştirir. Kendini prens gibi gösteren hırsız prensesle evlenmek ister. Sonunda Prensesle evlenmek isteyen diğer 3 soylu prensle bir yarışa tutulur. Buna göre prensese en inanılmaz hediyeyi getiren onunla evlenebilecektir.
Hırsız, prenses için uzaklara gider, dev canavarlarla karşılaşır. her türlü doğa üstü varlıklarla kapışarak "mucizenin" peşine düşer.


Bu sahneler günümüz teknolojisiyle karşılaştırıldığında elbette "basit" kaçmaktadır. Ancak o dönem için inanılmaz gerçekçi olan bu canavarlar seyircileri etkileşmiştir. Dev bir stüdyoda çekilen bu film(ki hala onu geçebilen film yoktur) için resmen Bağdat baştan inşa edilmiştir.
Bağdatın devasa kapısı, 20 metre civarındaki büyük dekorlar, filmde dikkat çeker. Filmin su altı sahneleri oldukça gerçekçidir. Bu açıdan sinemanın bu çok erken dönemi için fazla mükemmel bir izlenim bırakır.
Hırsız filmde bir camiye girer ve imamla tanışır. ilk başlarda dine çokta önem vermemesi sinemanın ilk ateist yaklaşımlarını ekrana taşır. Bu sahnelerde hırsız "Cennet aptalların rüyasıdır" gibi sözler söyler. Sonlara doğru gerçekleşen Kuran'a ve İslam'a bakış açısı günümüz ABD sinemasına göre çok çok olumlu bir yaklaşımdır. Ayrıca Douglas Fairbanks'in kolundaki ay-yıldız dövmesi dikkat çekicidir. "Allah" isminin kullanılması ve elini öpüp başına koyma gibi ayrıntılar filmin titiz bir biçimde hazırlandığının kanıtıdır.
Ülkemizde bir zamanlar moda olan "Douglas Bıyık" ismini kazandıran Douglas Fairbanks, dublör kullanmadan her türlü akrobasiye dayalı olan sahneleri kendi oynar. Gerektiğinde havada asılı duran ipe tırmanır, gerektiğinde devasa eşyaların içerisinde askerlerden kaçar. Hatta kötü kalpli Moğol prensinin Bağdatı işgal planına o müdale eder.


Film tüm zamanların en görkemli eserlerinden bir olduğundan defalarca yeniden çekilmiştir. Bu filmlerden 1940 yılında çekilen versiyonuda oldukça başarılıdır.
1924 yılındaki bu versiyonunda iki ilginç nokta göze çarpar. İlki prensesle evlenmek isteyen adaylardan birinin gerçek hayatta bir kadın tarafından oynanmasıdır!!!
Diğeri ise filmin altyazılarında "eski İngilizce'ye yer verilmesidir." Filmde artık kullanılmayan Thou = you, Tis = It's gibi kelimelerin kullanılmasıdır. Bunlardan başka "canst, thy, wouldst" gibi eski kelimelerde yer alır.
Film de yer alan moğol hizmetçi ise sinemanın ilk cinsellik içeren kadın karakterlerinden biridir.

Onur Çoban

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...