Hadi...

Hadi...
Sen değil miydin, vazgeçmemeli diyen.
Evet, zor biliyorum.
Hatta ihtimal dahi vermiyorum.
Belki saçmalık, belki vakit kaybı...
Gereksiz kimine göre, ümitsiz...
Peki, ne yapmalı?
Durmalı, susmalı, uyumalı mı insan?
Ya da boş vermeli, akışına mı bırakmalı her şeyi...
İnan bilmiyorum?
Koşmak, mücadele etmek, karşı durmak...
Boş vaatler, klasik cümleler mi bunlar?
İnan bunları kastetmiyorum...
Sadece başla diyorum.
Ne olduğunu sadece senin bildiğin, sadece senin bilebileceğin...
Yapmak istediğin, yapmayı düşlediğin...
Hayır, iddia etmiyorum,
Yaşamı, kaderi, dünyayı değiştirebileceğini...
Sadece “onu” arıyorum...
İçinden geçeni.
Kazanmak ya da kaybetmek değil...
Para, mal, mülk hiç değil...
İnancın, erdemin, belki de gururun çok ötesinde...
Neden mi bahsediyorum?
Düşün...
Bir şeyler olmalı...
Hadi...




Onur Çoban
19 Mart 2009

2 yorum:

  1. Celismek... Dusunceleri bir turlu sabitleyememek, dusundukce karismak ve isin icinden cikamamak...
    'Gosteri Toplumu' nu, yalnizligi, hicligi, mutlulugu-mutsuzlugu cozemez iken bir yandan sevincle dolmak, olur olmaz heyecanlanmak ve yasami, dunyayi degistirebilecegine inanmak, ici icinden tasmak...
    Meseleyi aramak? Uretmek mi, sanat mi, doga mi, kesfetmek mi? Bir -sey- ile uretmek, yasamak, hissetmek mi? Hissetmek hem hep...
    Paylasmak...

    YanıtlayınSil
  2. Dusunmek...

    O 'sey' her ne ise; cikarabilmek onu, 'icimizde tasidigimiz hapishane'den...
    Oyle ki; yikilir hapishane tam bu cikis noktasinda.

    Hapishane yikilir yikilirmasina ve fakat birincil mesele 'sey'i bulmak, guclen-
    direbilmek icin onu demire karsi...

    Dusunmek...

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...