RİO GRANDE

Rio Grande

"Adam: -Bu şarkıyı ben seçmedim
Kadın: -Doğrusunu istersen seçmeni isterdim"



1950 yapımı Rio Grande, usta yönetmen John Ford imzalı bir "süvari" filmi. Gerçekten de bizzat Ford tarafından "süvari üçlemesi" olarak adlandırılan bir serinin son filmidir, Rio Grande. Adını gerçek bir bölgeden alan film, süvari üçlemesinin diğer filmleri Fort Apache (Kan kalesi, 1948) ve She Wore a Yellow Ribbon (Sarı Kurdelalı Kız, 1949) ile birlikte ABD western sinemasının belki de en klasik örneklerinden birisidir...

Ford'un vazgeçemediği oyuncu John Wayne filmde sert yapılı bir süvari yüzbaşısı olan Kirby York'u canlandırır. York hayatını süvari birliklerine adamış, eşinden boşanmış ve oğluyla arasına istemediği bir mesafeyi koymuş olan bir karakterdir. Eşini hala sevmektedir. Ancak eşi, bu "maço" süvarinin ailesini görmezden gelecek kadar işine bağlı olmasını pek kabullenmez. Bu iki çift için ortak tek nokta, oğullarıdır.



York'un oğlu ise -belki de babası ile olan içsel mücadelenin bir sonucu olarak- askeri okula yazılır. Ancak okulda başarısız olur ve subay olma şansını kaybeder. Bunun üzerine er olarak babasının süvari birliğine atanır. Bu sürpriz gelişme baba-oğul arasında kısa süreli bir çatışma yaşatır. Kirby, oğlu da olsa hiçbir askere farklı davranamayacağının altını çizerken; oğlu, zaten çoktan bunu benimsemiştir. Film buradan daha ileri gitmese de Ford'un psikolojik göndermeler yaptığı da görmezden gelinemez.www.onurcoban.com

Film daha sonra "klasik western" anlayışı kazanır. Bir yandan çöl manzarası eşliğinde süvarilerin yaşamı anlatılırken bir yandan da aksiyon dolu savaş sahneleri yaşanır. Elbette süvarileri yücelten sahneler oldukça doyurucu olsa da "korkunç Kızılderililer" olarak gösterilen "düşman" içi boş bir kavramdır. Kızılderililer, kadın ve çocukları öldüren vahşiler olarak gösterilir. Ancak filmin en başından beri iki tarafın neden çatıştığı sorgulanmaz.



Filmin başarısı ise -sorgulamadan izlediğini takdirde- at üstündeki savaş sahneleridir. Gerek çölde gerekse kasabalarda yaşanılan aksiyon dolu sahneler oldukça doyurucudur. O günün şartları için iyi bir seçim de olsa, aksiyon sahnelerinin montajda hızlandırılması ise tek zayıf noktadır.

Filmde yan karakterler oldukça fazladır. York'un oğlu ve onun kaçak arkadaşı gibi karakterler süvari hayatının izlerini verir. Bir klasik olarak "komedi dozu yüksek olan şişman çavuş" bu filmde de kendine yer bulur. York'un eski eşi rolünde ki Maureen O'Hara ise kusursuzdur.

Ülkemizde "Kahramanlar Diyarı" olarak gösterime giren film, sinema tarihinin en önemli western'lerinden biri olsa da, ülkemizde unutulmuşa benziyor. Oysaki, at üstündeki akrobasi gösterileri, unutulmaz müzikler ve muhteşem manzara görüntüleriyle izlenmeyi hak etmekte... Çekildiğinde siyah-beyaz olsa da 1989 yılında renklendirilen bir kopyasının da olması izleyici için daha güzel bir sinematografi sunmakta...

Onur Çoban
.





..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...