POSTMODERNİZM VE SİNEMA -1

POSTMODERNİZM VE SİNEMA

YAZAN: Onur ÇOBAN

İSTANBUL 2008



İÇİNDEKİLER:

1. BÖLÜM: MODERNİZM VE POSTMODERNİZM KAVRAMLARI
2.BÖLÜM: POSTMODERNİZM VE SİNEMA
3.BÖLÜM: POSTMODERN FİLM ÖRNEKLERİ


1.BÖLÜM: MODERNİZM VE POSTMODERNİZM KAVRAMI

Günümüzde çok sık tekrarlanan bir sözcük olan postmodernizm kavramı mimariden, sosyal bilimlere kadar çok sayıda konuyu derinden etkilemiştir. Bu konulardan bir kuşkusuz sanattır.
Postmoderizm ve sanat ilişkisi müzikten televizyona, edebiyattan sinemaya kadar çok çeşitli bir süreç içerisindedir. 20.yüzyılda çok büyük gelişmeler göstermiş olan sinema bu açıdan dikkat çekicidir.
Postmodernizim ve sinema ilişkisinin tam olarak anlaşılması için postmodern kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.
Postmodernizm, modernizme bir alternatif olarak doğmuştur. Postmodernizmin kelime anlamı; “19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarındaki modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra ortaya çıkan üslup ve yönelişlerin adı” olarak ifade edilebilinir.(TDK)
Modern sonrasını ifade eden bu kavram, modernizmin temsil ettiği birçok kavramı reddetmektedir.
Modernizmin tarihi 19. yüzyılın sonlarına dayansada kökenleri çok daha eskilere dayanmaktadır. Avrupa kökenli bu akım 18. yüzyıldaki Aydınlanma Çağından beslenmektedir. (Harvey,2006:25) Özellikle Fransız İhtilalinin getirmiş olduğu yenilikçi düşünceler sonucu gelişen bu çağ, reformlada büyük ilişki içerisindedir. Avrupada yaşanan reform öncesi Katolik Kilisesinin toplumdaki rolü, akılcı bir düşünce anlayışını engellesede reform sonrası yaşanılan olaylar bu durumu değiştirmiştir. Din merkezli eğitim anlayışı ve hayat görüşünün yerini pozitif bilimlerin alması ile yeni bir aydın kesim oluşmuştur. Bu dönemdeki bilim adamları ve filozofların desteğiyle oluşan Aydınlanma Çağı, aklı birinci plana alan bir yapı oluşturmuştur. Deney ve gözleme dayanan, insancıl, bilimin ön planda olduğu bir dönem olan Aydınlanma Çağı, insanlığın daha iyiye ulaşmasını hedeflemiştir.-Onur Çoban-
Aydınlanma Çağının getirmiş olduğu bu yenilikler sanayi devrimi ile pekişmiş ve yerini modernizme bırakmıştır.
19. yüzyılda başlayan modernizm, kültürel anlamda modernizm, 19. yüzyılda geleneksel anlamdaki edebi, sanatsal, sosyal organizasyon ve gündelik yaşamın geçerliliğini yitirdiği fikriyle ortaya çıkmıştır.
“Modernist hareketin 19. yy ortasında Fransa'da ortaya çıktığı kabul edilir. Temelde dayandığı fikir, geleneksel sanatlar, edebiyat, toplumsal kuruluşlar ve günlük yaşamın artık zamanını doldurduğu ve bu yüzden bunların bir kenara bırakılıp yeni bir kültür icat edilmesi gerektiğidir. Modernizm ticaretten felsefeye her şeyin sorgulanmasının gerekliliğini savunur. Böylelikle kültürün öğeleri yeni ve daha iyi olanla değiştirilebilir. Modernizme göre 20.yy'ın ortaya çıkardığı yeni değişiklikler ve yenilikler kalıcıydı, aynı zamanda yeni oldukları için 'iyi' ve 'güzeldi' ve toplum dünya görüşünü bu öngörülere göre gözden geçirip uyarlamalıydı.
Modernizm tanınmış gelenekleri kıran bir sitil anlatmak için kullanılmıştır.Yeni bir çağında duyarlılığına daha yerinde formları yaratmayı amaçlamıştır.” (Vikipedi)
Modernizmin geleceğe umutlu bakışı, makinaşama, fabrikalaşma ve kentleşmenin; yeni ulaşım ve haberleşme sistemlerinin gelişiminin ve kitle pazarlarının, reklmacılığın, kitleye yönelik modanın ortaya çıkışına verilen bir cevap olarak değerlendirilebilinir.
Kentleşme ile yakından ilişkili olan bu kavram Paris ,New York, Londra gibi büyük yaşam alanlarında birçok taraftar bulmuştur. Mimari ile yakın ilişkili olması modern binaların hızla üretilmesine neden olmuştur. Yeni üretilen binalarda tek tip olma eğilimi gözükmektedir.
Modernizmin en önemli yanlarından biri birleştirici özelliğidir. Bu akıma bağlı olan sanat dallarında farklılığın olmaması çok önemlidir.
Modernizm oluştuğu andan itibaren eleştirlere maruz kalmıştır. Bu eleştiriler ve tarihin akışı süresince yaşanılan büyük savaşlar sonucunda postmodernizme doğru bir yol açılmıştır.
20. Yüzyılın başına gelindiğinde modernizmi (Onur Çoban)eleştirenler arasında olan Max Webber şunları söylemiştir.
“Weber, Aydınlanma düşünürlerinin umut ve beklentilerinin acı ve ironik bir yanılsama olduğunu ileri sürüyordu. Bu düşünürler, bilimin ilerlemesi, akılcılık ve evrensel insan özgürlüğü arasında güçlü bir zorunlu bağıntı görüyorlardı. Ancak, maskesi çekilip alındığında ve doğru anlaşıldığında , Aydınlanma’nın mirası amaçlı-araççı akılcılığın zaferi olarak ortaya çıkıyordu. Bu tür akılcılık, ekonomik yapıları, hukuku, bürokratik yönetimi, hatta sanatı kapsar biçimde ,bütün toplumsal ve kültürel hayatı etkiler ve zehirler.Bu tür akılcılığın ilerlemesi evrensel özgürlüğün somut olarak gerçekleşmesine değil, içinden kaçılması olanaksız olan bir “demir kafes” in,bürokratik akılcılığın bir kafesinin yaratılmasına yol açar.” (Harvey,2006:28)
Modernizmin geleceğe umutlu bakışı 20. yüzyılda yaşanılanlar sonrası büyük yara almıştır. Bu yüzyılda yaşanılan iki büyük dünya savaşı ve atom bombası gibi kitle imha silahlarının geliştirlmesi toplumları karamsarlığa sürüklemiştir. Bu durumdan etkilenen sanatta kendine yeni akımlar geliştirmiştir.
Bu toplumsal kaosun içerisinde ortaya çıkan postmodernizm, modernizme bir tepki olarak ortay çıkmıştır. Modern sonrası bu yapılanma modernizmin farklılığa karşı durduğu önyargıyı yıkmaktadır. Postmodernizm tek olmanın ötesinde farklılaşmayı da beraberinde getirir.www.onurcoban.com
Postmodernizm gelip geçicilik, parçalanma, süreksizlik ve kargaşayı bütünüyle benimsemektedir. Ancak bu gerçekliği çok özgül bir biçimde karşılamaktadır.www.onurcoban.com Ne onu aşmaya, ne de ona karşı durmaya, hatta ne de içinde bulunabilecek olan “sonsuz ve değişmez” unsurları tanımlamaya çaba gösterir. Gelip geçiciliği pozitif bir tarzda benimsemenin bazı sonuçları getirdiği gözükmektedir. Bir çok Postmodern düşünür, herşeyin birbirine bağlanmasını ya da temsil edilmesini sağlayacak bir üst dil, üst-anlatı yada üst-teori olabileceğini reddetmektedirler. (Harvey,2006:60)
Yukarda sayılan durum Marx’ın fikirleriyle çatışması birçok sol düşünürün postmodernizme kapitaliste hizmet eden bir akım olarak görmesine neden olmaktadır. Postmedern dünyada sınıfın öneminin kalmadığı görüşü, üretimin artık büyük şirketlerce değilde daha küçük taşeron şirketlerce yapılması bu bağlamda önemlidir. Postmodern toplumlardaki düşünürler, özel girişime, küçük devlet kurumuna ve ekonomiye karışmamasına ve rekabete dayalı bir toplum düşlemesi, özelleştirmelerin meşrulaştırılması amacıda gösterebilir. (Erdoğan, Alemdar, 2005:452)
Postmodernizim tarihi yok saymamakla birlikte ona günümüz şartlarıyla yeni açılımlar getirmeyi başarmaktadır. Kültürel gelenek ve görenekler gelişmiş toplumlarda yer bulabilmektedir. Modernizmin tam karşısında olan bu düşünce ile yirmibirinci yüzyılın teknoloji çağı ile sanayi öncesi toplum ilişki içerisine girebilmektedir.
Postmodernizm genel geçerlik iddiası taşıyan önermelerinin reddetmektedir. Söylem çoğulluğunun benimseyen bu durum, dil oyunlarında, bilgi kaynaklarında, bilim topluluklarında çoğulculuğun ve parçalanmanın kabul edilmesni destekler. Farklılığın ve çeşitliliğin vurgulanıp benimsenmesi; gerçeklik, hakikat, doğruluk anlayışlarının tartışılmasına yol açan dilsel dönüşümün yaşama geçirilmesi, mutlak değerler anlayışı yerine yoruma açık seçeneklerle karşı karşıya gelmekten çekinmemek, güvensizlik duymamak, gerçeği olabildiğince yorumlamak, belli bir zaman ve mekânın sözcüklerini kullanmak yerine gerçekliği kendi bütünlüğü/özerkliği içinde anlamaya çalışmak, insanı ruh-beden olarak ikiye bölen anlayışlarla hesaplaşmak, tek ve mutlak doğrunun egemenliğine karşı çıkmak, metnin dışının olanaksızlığını öne sürmek gibi varsayımları destekler.
Modernizm ile Postmodernizm arasındaki farklar incelendiğinde bu kavramlar daha iyi anlaşılabilmektedir.Modernizim romantizmi desteklerken Postmodernizm dadacılığı destekler. Modernizm; hiyeraşi, hakimiyet, mesafe, bütünselleştirme, bitmiş yapıt, sentez, mevcudiyet, paradigma, gösterilen, ana kod, belirti, paranoya, belirlenmişlik, aşkınlık, metafizik gibi kavramlarla ifade edilirken ;postmodernizm; rastlantı, anarşi, tükenme, sessizlik, süreç, performans, antitez, yokluk, bileşim, gösteren, anlatı karşıtı, arzu, şizofreni, ironi, belirsizlik ve içkinlik olarak ifade edilebilinir. (Harvey,2006:59)
Modernizim sonrası oluşan postmodernizm kendini öncelikle mimari alanda göstersede sanatta da kendine yer bulmuştur .Resim, müzik gibi klasik sanatların dışında video sanatı gibi daha yeni sanatlarla da ilişkisi oldukça fazladır. Bu sanat dallarından biri olan sinema, postmodernizmin yeraldığı en önemli alanlardan biridir.

ONUR ÇOBAN
İ.Ü. İletişim Fakültesi

2008

Not: Devamı için aşağıya bakınız.

http://sinematvdersleri.blogspot.com/2009/02/postmodernizim-ve-sinema-2.html

http://sinematvdersleri.blogspot.com/2009/02/postmodernizm-ve-sinema-3.html

3 yorum:

  1. merhaba..
    postmodernist sinema üzerine yayınladığınız yazıyı okudumuştum daha önce..
    ama burda yayınladığınıza göre bu alana ilgilisiniz, zaten radyo, sinema, tv eğitimi almışsınız.. bende postmodernist sinema üzerine bir tez hazırlamaya başlayacağım.. bana yol gösterirseniz çok sevinirim..

    YanıtlayınSil
  2. Selam,
    Yardımcı olabilirsem sevinirim. Sinema-TV alanında yüksek lisans yaptım. İlgimde buradan kaynaklanıyor. Bu konudaki en güzel kaynaklar,
    -Anderson, Perry, Postmodernitenin Kökenleri, İstanbul ,İletişim Yayınları, 2005
    -Benjamin, Walter, Mekanik Röprodüksiyon Çağında Sanat Yapıtı adlı makalesi
    -Connor, Steven, Postmodernist Kültür, İstanbul ,YKY, 2005
    -Harvey, David , Postmodernliğin Durumu, İstanbul Metis Yayınları, 2006

    mail adresinizi buradan veya sinematvdersleri@gmail.com adresine yollarsanız ayrıca yardımcı olmaya çalışırım.
    Kolay gelsin...

    YanıtlayınSil
  3. Celal tan ve ailesi postmodern sinemaya bir ornek. Ama daha önce tabi ki neredesin firuze.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...