Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Akira (1988)

Akira Katsuhiro Ôtomo tarafından çekilen Akira adlı yapım, türünün en başarılarından biri olarak dikkat çekmektedir. Ghost in The Shell tarafından başarıyla ortaya konan anime-bilimkurgu birlikteliği Akira örneğinde de gözler önüne gelir. 16 Temmuz 1988 büyük bir nükleer felakete sahne olmuştur. Bu kaos sonrası gerçekleşen savaşlar ise dünya düzenini toptan değiştirmiştir. Neo-Tokyo şehri yıkımlar sonra kurulan post modern bir gelecek şehridir. Bu gizemli şehri bir konsey yönetmekte ancak askeri birliklerin gücünü elinde tutan albay gittikçe güçlenmektedir. Hikayenin fantastik konusu ise tam bu anda ortaya çıkar. Bilimadamlarınca düzenlenen bir deney sonucunda olağan üstü güçlere sahip çocuklar kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Akira adlı çocuk ise tartışmasız en güçlü olan deney (çocuk) olarak dikkat çekmektedir. Bu ilginç yapıya siyasette uzak Kaneda ve onun çetesi karışınca macera başlar. Distopya olarak tanımlanan kötümser gelecek tasviri filmin ana hatlarını oluş...

Brazil 1985

Brazil (1985) Terry Gilliam tarafından yönetilen Brazil, Jonathan Pryce, Robert De Niro, Katherine Helmond, Lna Holm, Bob Hoskins ve Michael Pain'in oyunculuklarıyla çevrilen bir İngiliz yapımıdır. 131 dakikalık bu komedi/distopya eseri, türününde en bilinen yapımlarından biri olarak dikkatleri üzerine çeker. Ünlü distopya yazarı, George Orwell’ın 1984’ü ile benzer özelliklere sahip olan bu yapım 20. yüzyılda geçer. Baskıcı bir devlette yaşayan bir memurun hayatı filmde ana konu olarak ortaya çıkar. Devletin kurumları asla hata yapmaz. Baskı unsurları gerek gördüğünde herkesi sorgulama yetkisi vardır. Bu gibi unsurlar asla yadırganmaz. Benzerlerinin aksine bu baskıcı bürokratik yapı, bu filmde komedi ile şekillendirilmiştir. Film boyunca espirili durum sık sık kendini hatırlatır. Oyuncularında zaman zaman karikatürize ettiği bu ortam, konusuyla büyük bir tezatlık içerir. Bu noktada yönetmenin kişisel sinema dili kendini göstermektedir. Tüketim kültürü, filmde baskı b...

Felsefeye bir bakış 3.bölüm: Doğa Filozofları A -Doğayı açıklama isteği:

Felsefeye bir bakış 3.bölüm: Doğa Filozofları 1 Doğayı açıklama isteği: İnsanlık tarihi merakla başlar. Merak eden insan ise araştırır, düşünür… İlk çözmek istediği sorun da, kuşkusuz yaşadığı doğadır. İnsan yeryüzünde ortaya çıktığından beri, doğanın kurallarına boyun eğerek, yaşamanın zorluklarını duyumsar. Tarih öncesi çağlarda doğayı alt etmek için giyinmeyi, ateş yakmayı, evler inşa etmeyi hatta hayvanları evcilleştirmeyi öğrenir. Doğanın zor koşullarını atlatabilmek için aletler ve buluşlar gerçekleştirse de bunları çok da sorgulamaz. Binlerce yıllık birikimin sonucunda oluşan mitler, onlar için yeterlidir. Daha önceki bölümde bahsettiğimiz gibi mitler onlara nasıl olduğunu açıklayan yegâne veridir. www.onurcoban.com              Peki, gerçekten doğa, gökyüzünde oturan bir avuç Tanrının bir oyunumudur? Medeniyet ve kültür kavramları oluşmasına rağmen felsefi düşünce bugünkü anlamıyla çok g...

Felsefeye bir bakış 2.bölüm: Felsefe Öncesi

Felsefeye bir bakış 2.bölüm: Felsefe Öncesi Felsefe bir düşünce sistemini ifade eder. İnsanoğlu aslında var olduğundan beridir “düşünse” de, bunun sistemli ve çoğunlukla bilimsel verilere dayanması çok uzun yıllar sonra olmuştur. Aslında felsefenin (resmi anlamda anılmasından) öncesi insanlık tarihi için önemlidir. Yıl sayısına baktığımızda felsefe öncesi olarak anılan çağlar, felsefe dönemlerinin yanında devasa kalmaktadır. İnsanlık on binlerce yıl sistematik felsefeden uzak bir düşünce ile yaşamıştır. Peki, bu düşünce nedir? Bu düşünce en genel tanımla “Mitoloji’dir”. Efsanelere, doğaüstü güçlere, kuşaklar boyunca anlatılan hikâyelere ve sayısız tanrı inancına dayanan bu mitler, çağlar boyunca insanların düşüncesini derinden etkilemiştir. Klasik Felsefe tarihinde ilk filozof olarak Eski Yunanlı düşünür ve bilim adamı Thales (m.ö. 6. yy) gösterilir. Ondan önce insanlar düşüncelerini mitlere göre sürdürmüşlerdir. Aslında ilk filozofların çoğu mitoloji ve doğaüstü varlıklard...

Felsefeye bir bakış 1.bölüm: Felsefe Nedir?

Felsefeye bir bakış 1.bölüm: Felsefe Nedir? Günlük yaşamda herkesin bir şey söylediği, akademik yaşamda ise üzerine yüzyıllardır çalışmalar yapılan felsefe nedir? “Sıradan” bireyin anlayamayacağı türden bir disiplin mi, yoksa herkesin belli metotları uygulayarak çıkarımsama yapabileceği basit kavramlar zinciri mi? İnsanoğlu belki de var olduğundan beri felsefe yapmakta. Taş devrinden bu yana, süslenmek için sanatla uğraşmakta, duvara resimler çizmekte, yaşamını güzelleştirmeye çalışmakta... Peki, bunlar sıradan bir süslenme işi midir? Duygularını, düşüncelerini sanatla ortaya koymak acaba felsefenin ilk adımları mıdır? Felsefe, akademik bir dal olarak görülse de, aslında ilk felsefeciler ne akademisyendi ne de felsefe öyle çok elit bir kesme ait bir kavram değildi. Düşünen her insan tarih boyunca felsefeyi meydana getirdi. Bazıları bununla başkalarını etkilemeyi başardı ve bir tuğla misali düşünceler belli kalıplara ulaşma şansı edindi. Günümüzde felsefe üzerinde konuşmanın...

Felsefeye bir bakış-Giriş

"Felsefeye Bir Bakış" Giriş Felsefeye Bir Bakış, adlı bu çalışma düşünce tarihini kısa bir özetini içerir. Felsefe Tarihinin ana hatlarını, akımları ve birçok filozofun düşüncelerini burada bulabilirsiniz. Altta bulunan başlıkları seçerek ilgili konuya göz atabilirsiniz. Çalışma güncelleştikçe yeni başlıklar eklenecektir. Giriş 1.bölüm: Felsefe Nedir? 2.bölüm: Felsefe Öncesi 3.bölüm: Doğa Filozofları Doğayı Açıklama İsteği 4.bölüm: Thales 5.bölüm: Anaksimandros 6.bölüm: Anaksimenes 7.bölüm: Herakleitos 8.bölüm: Pythagoras (Pisagor) ve Pythagorasçılık 9.bölüm: Ksenophanes 10.bölüm: Parmenides 11.bölüm: Elealı Zenon 12.bölüm: Empedokles 13.bölüm: Anaksagoras 14.bölüm: Atomcu Filozoflar Leukippos ve Demokritos 15.bölüm: Sofistler -1 Genel Değerlendirme 16.bölüm: Sofistler - 2 Protagoras 17.bölüm: Sofistler - 3 Gorgias 18.bölüm: Sokrates 19.bölüm: Platon 20.bölüm: Aristoteles 21. bölüm: Megara Okulu 22.bölüm: Elis-Eretria Okulu 23.bölüm: Kin...

Silahlara Veda - A Farewell To Arms

Silahlara Veda - A Farewell To Arms , ünlü ABD'li yazar Ernest Hemingway 'in yazmış olduğu bir romandır. Roman, 1. Dünya Savaşı’nın anlatıldığı bir atmosferde geçer. ABD'nin henüz savaşa katılmadığı bir dönemde gönüllü askerlik için İtalyan Ordusuna katılan ABD'li Henry Tenente ve cephede karşılaştığı İngiliz hemşire Catherine Barkley, romanın ana karakterlerini oluşturur. Tenente, İtalyan ordusu için savaşırken, ki artık bunun nedenlerini bile hatırlamaz, sadece anı yaşamaya çalışır, karşılaştığı hemşire ile geçici bir ilişki yaşamayı arzular. Onun için savaş anlamsızlaşmıştır. Cephedeki görevi yaralıları güvenli bölgelere ulaştırmaktır. Catherine Barkley ise ölen nişanlısının yasını tutan bir hemşiredir. Tenente ile karşılaştığı andan itibaren ona bağlanır. Roman boyunca o kadar iyimser bir havası vardır ki, savaşın gidişatına oldukça tezat bir durum oluşturur. Kitap, 1. Dünya Savaşı’nın anlamsızlığı ve karamsarlığını okuyucuya yansıtırken, bir yandan...

Postmodernizim ve Sinema -2

Postmodernizim ve Sinema -2 Yazan: Onur ÇOBAN NOT: Lütfen öncesi için yukarıya bakın... 2.Bölüm: POSTMODERNİZM VE SİNEMA Sinema, icadından beri kendini sürekli geliştirmektedir. Bu gelişim dönemlerinde sosyal ve siyasal olaylardan da etkilenmemesi imkansızdır. Bu bağlamda modernizm ve postmodernizm sinema ile derin ilişkiler halinde olan kavramlardır, denmesi doğru bir tespit olacaktır. Sinemanın ilk yıllarındaki döneme baktığımızda modernizmin etkisi gözükmektedir. Yurttaş Kane gibi klasik modernist filmlerde bu durum gözükmektedir. Yurrtaş Kane’de, bir muhabir Kane’nin hayatının ve kişiliğinin muammasını çözmek amacıyla, onu tanımış olanlardan farklı anıları ve perspektifleri bir araya getirir. Postmodern sanat özellikle televizyonun ve video teknolojisinin gelişimiyle hız kazansa da sinemada da etkisi oldukça fazla olmuştur. Walter Benjamin’in “Mekanik Röprodüksiyon Çağında Sanat Yapıtı” adlı makalesinde bahsedilen gerçeklik kavramı bu tür filmler için çok önemlidir. Benjamin’i...

Postmodernizm ve Sinema -3

Not: Lütfen önceki bölümleri için yukarıya veya en alttaki linklere bakınız. Postmodernizm ve Sinema -3 Yazan: Onur ÇOBAN 3.bölüm:POSTMODERN FİLM ÖRNEKLERİ Postmodernist sinemayı incelerken örnek gösterebilecek filmler üzerinden gitmek daha olumlu sonuçlar doğuracaktır. Postmodern öğelere sahip olan filmlere baktığımızda, kimisinin tamamen postmodern olarak nitelendirebileceğimiz özellikleri olsa da kimisi sadece bazı özellikleri ile bu kapsamda değerlendirilebilinir. Bu bölümde her iki türden filmler temel özellikleriyle anlatılmaya çalışılacaktır. Steven Connor ve David Harvey postmodern sinemadan bahsederken en çok David Linch üzerinde durmuşlardır. Özellikle Linch’in 1986 tarihli Mavi Kadife (Blue Velvet) adlı filmi postmodern sinemaya çok güzel bir örnektir. Mavi Kadife’nin başrollerinde Kyle MacLachlan, Isabella Rossellini, Dennis Hopper ve Laura Dern yer almaktadır. Filmin orijinal ismi Blue Velvet, şarkıcı Bobby Vinton' un aynı adlı şarkısından alınmıştır. Kuzey Karol...

POSTMODERNİZM VE SİNEMA -1

POSTMODERNİZM VE SİNEMA YAZAN: Onur ÇOBAN İSTANBUL 2008 İÇİNDEKİLER: 1. BÖLÜM: MODERNİZM VE POSTMODERNİZM KAVRAMLARI 2.BÖLÜM: POSTMODERNİZM VE SİNEMA 3.BÖLÜM: POSTMODERN FİLM ÖRNEKLERİ 1.BÖLÜM: MODERNİZM VE POSTMODERNİZM KAVRAMI Günümüzde çok sık tekrarlanan bir sözcük olan postmodernizm kavramı mimariden, sosyal bilimlere kadar çok sayıda konuyu derinden etkilemiştir. Bu konulardan bir kuşkusuz sanattır. Postmoderizm ve sanat ilişkisi müzikten televizyona, edebiyattan sinemaya kadar çok çeşitli bir süreç içerisindedir. 20.yüzyılda çok büyük gelişmeler göstermiş olan sinema bu açıdan dikkat çekicidir. Postmodernizim ve sinema ilişkisinin tam olarak anlaşılması için postmodern kavramı üzerinde durulması gerekmektedir. Postmodernizm, modernizme bir alternatif olarak doğmuştur. Postmodernizmin kelime anlamı; “19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarındaki modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra ortaya çıkan üslup ve yönelişlerin adı” olarak ifade ed...

Safety last - 1923

"Önce değil en son güvenlik" "Önce güvenlik" adlı kuralı ti'ye alırcasına Safety last ismin alan bu film sinemanın ilk döneminin en büyük oyuncularından Harold Llody un oynadığı bir film. Dönemin komedi anlayışının özelliklerine göre çekilen bu sessiz film (yüksek aksiyon, akrobatik unsurlar içeren oyunculuk, abartılı hareketler) bu günde etkisini izleyicilere göstermekte. Filmin açılış sahnesinde sanki bir hapisane izlenimi veren tren sahnesi filmin türünü daha ilk planda hissetiriyor. Zengin olmak için büyük şehre gelen Harold Llody, ne yazık ki istediği seviyeye ulaşamıyor. Arkadaşıyla beraber kaldığı evin kirasını ödememek için duvada asılan bir paltoya saklanması gerekiyor!!!(Cidden görülmesi gereken bir sahne) İş yerinde tezgahtarlık yapıyor . www.onurcoban.com Ancak sevdiği kıza yalan söylüyor. Bir gün kız arkadaşı şehre geliyor ve onu iş yerinde ziyaret ediyor. İşte bu sahnelerde komedi unsuru ön plana çıkıyor. Bu sırada gerçek patron ş...

John Stuart Mill - Özgürlük Üzerine

 John Stuart Mill - Özgürlük Üzerine ( On Liberty) John Stuart Mill'in klasik haline gelmiş olan unutulmaz kitabı. Açıkçası, kavram bazında bakarsak hiç bir düşünürün ulaşamadığı bir başarıya varmıştır, John Stuart Mill. Özgürlük nedir?, sorusunu sorduğunuz insanların yüzde 90'ı, Mill'in tanımından yola çıkar. "Başkalarını mutluluklarından yoksun bırakmaya veya onların mutlu olma çabalarına engel olmaya kalkışmadığımız sürece, kendi iyiliğimizi kendi bildiğimiz yolda aramaktır özgürlük" "Eğer biri hariç, bütün insanlar aynı düşüncede olsalar, nasıl bu karşıt düşüncedeki kimsenin diğerlerini susturma hakkı yoksa, tüm insanlarında o kişiyi susturma hakkı yoktur" Bunun yanı sıra "özgürlükten vazgeçme özgürlüğü olabilir mi?", "özgürlüğün sınırları nedir?" "özgürlüğün sınırlarını kim belirleyecektir" "toplumun yararı karşısında özgürlükten kısmen vazgeçilmesinin gerekliliği" gibi konuları da el...

Köstebek Mock ve Sweet (TIFILLAR)

  Köstebek mock ve sweet (TIFILLAR) Bundan 21-22 sene önce bir çizgi film izlemiştim. TRT 1'de gösteriliyordu. Muhtemelen kışın sömestr tatilinde, tatil kuşağındaydı. 2 köstebek kardeş vardı. Bunun dışında tek hatırladığım ise köstebeklerin bir yeteneği..Bir kişi öldüğünde ona hayat ilacı gibi bir şey verirler ve o kişi iyileşirdi...   Bu kadar az bilgi ile yıllar geçti..İnterneti tarayıp bu çizgi filmi aramam ise son 4-5 yılın hikayesi. Artık eski programlara ulaşmak çok kolay ancak illaki bir isim, bir şarkı lazım. Oysa ben bu çizgi film hakkında hiçbir şey hatırlamıyordum. Bir gece ise hiç beklemediğim bir yerde karşıma çıktı... Adı Mock ve Sweet... Ülkemizde "Tıfıllar" olarak gösterime girmiş, bu köstebek kardeşler. Mogu mogu adlı jenerik parçası da baya ünlüymüş de haberim yokmuş. Neyse ki bu çizgi filmin TRT dublajlı hali var internette... İsteyenler için gelsin : 1.Bölüm: mock ve sweet 1 | izlesene.com 2. bölüm: mock ve sweet 2 | izlesene.c...

RİO GRANDE

Rio Grande "Adam: -Bu şarkıyı ben seçmedim Kadın: -Doğrusunu istersen seçmeni isterdim" 1950 yapımı Rio Grande, usta yönetmen John Ford imzalı bir "süvari" filmi. Gerçekten de bizzat Ford tarafından "süvari üçlemesi" olarak adlandırılan bir serinin son filmidir, Rio Grande. Adını gerçek bir bölgeden alan film, süvari üçlemesinin diğer filmleri Fort Apache (Kan kalesi, 1948) ve She Wore a Yellow Ribbon (Sarı Kurdelalı Kız, 1949) ile birlikte ABD western sinemasının belki de en klasik örneklerinden birisidir... Ford'un vazgeçemediği oyuncu John Wayne filmde sert yapılı bir süvari yüzbaşısı olan Kirby York'u canlandırır. York hayatını süvari birliklerine adamış, eşinden boşanmış ve oğluyla arasına istemediği bir mesafeyi koymuş olan bir karakterdir. Eşini hala sevmektedir. Ancak eşi, bu "maço" süvarinin ailesini görmezden gelecek kadar işine bağlı olmasını pek kabullenmez. Bu iki çift için ortak tek nokta, o...

Jumper ile Uzamda yolculuk

Jumper ile Uzamda yolculuk Doug Liman imzalı 2008 yapımı Jumper , popüler bilimkurgu sineması ile fantastik yapıyı bir araya getiren bir eser... Başrollerinde Hayden Christensen, Jamie Bell, Rachel Bilson ve Samuel L. Jackson gibi isimlerin yer aldığı bu yapım bilimkurguda sıklıkla kullanılan “uzayda yolculuk” teması yerine fazla değinilmeyen “mekânda yolculuğu” konu ediniyor. www.onurcoban.com ABD sinemasının klişelerinden kurtulamayan film oldukça sıradan bir şekilde başlıyor. Öğrencilik yaşamında fazla “cool” olamayan bir karakterin sevdiği kıza açılması ve okulun popüler gencinin alayına tanık olması gibi izleyiciyi şaşırtmayacak başlangıcıyla açıkçası fazla ümit vermiyor. Süper kahraman temalı filmlerin ilerleyiş planı Jumper’da da tekrarlanmakta. Ancak burada konu edinmek istediğimiz Mekânda yolculuk temasının işlenişi. www.onurcoban.com Açıkçası bilim kurgu mekanda yolculuk temasına çok uzak sayılmayabilir. Teleport, transport veya daha bilinen “ışınlanma” gibi kavramlar ...