Ksenophanes

Felsefeye bir bakış

3.bölüm: Doğa Filozofları

  G-Ksenophanes

Yazan: Onur Çoban



İnsandan bağımsız Tanrı anlayışı


Felsefe tarihinde önemli bir yere sahip olan Ksenophanes (Xenophanes) aslında bir şairdir. Şiirlerinde yaşadığı dönemde var olan birçok dogmatik düşünceyi hicvetmesiyle ünlüdür. Özellikle çok tanrılı antik Yunan düşüncesini eleştirmiştir.

Ksenophanes, M.Ö 570 – 475 yılları arasında yaşamıştır. İzmir yakınlarında bulunan Kolophon kentinde doğmuş ancak diğer Anadolu kentleri gibi Pers işgaline uğrayan Kolophon’u terk etmiş ve gezgin bir hayat sürmüştür.




Ksenophanes, kimilerince Elea Okulu’nun kurucusu olarak gösterilse de, bazıları için bu okula dahil olmamış ama onlara eskin kaynağı olmuştur. Ancak her durumda Elea Okulunun en ünlü ismi Parmenides’i etkilediği bellidir.

Ksenophanes, özellikle tanrı anlayışını sorgular. Ona göre çok tanrılı antik dünya görüşleri hatalıdır. Günümüz popüler kültüründe de aşina olduğumuz ve sonrasında Roma Mitolojisini de belirleyen, Yunan mitolojisi; insanlara benzeyen, güçlü yanları olduğu kadar zayıflıkları da olan, çok sayıda tanrıdan oluşan bir mit yaratmıştır. Eski Yunan medeniyetinde gelişmekte olan felsefi ve bilimsel düşünce eleştirmeye başlasa da henüz bu mitten tam anlamıyla kurtulamaz. Hatta Ksenophanes’den yüzyıllar sonra bile tanrıları yok saydığı için ölüm cezasını alan kişiler olmuştur. (ki siyasi nedenlerle birlikte en önemlilerinden biri Sokrates’tir.) Bu genel kabul gören çok tanrılı anlayış yüzyıllar süren bir geleneğin süreci olsa da, kuşaklarca devamını sağlayan en önemli iki kaynak vardır. Bunlardan biri İlyada ve Odysseia’nın yazarı Şair Homeros diğeri ise didaktik şiirin babası kabul edilen Hesiodos’tur. Homeros ve Hesiodos’un eserlerindeki bu mit öğeleri Ksenophanes zamanında oldukça kabul görmekteydi.www.onurcoban.com

Yunan mitolojisinde, dönemin ahlak anlayışına ters düşen işler yapan tanrılar bulunmaktaydı. Oysa Ksenophanes’e göre tanrı mükemmel olmalıydı. Mükemmelliğin içinde kötü ve ahlak dışı şeylerin olması mümkün değildi. Bu durumun kaynağını, insanların tanrıları kendilerine benzer bir biçimde hayal etmeleri olarak belirtti. Yunan Mitolojisinde tanrıların insan formuna benzemeleri aslında insanların yarattığı bir kusurdu. Hatta bu kusur sadece Yunanlılara özgü değil tüm insanlık için geçerliydi. Ksenophanes en ünlü fragmanlarından biri bu durumu çok iyi ifade eder:

“Habeşler, tanrılarının yassı burunlu ve kara olduğunu söyler.
Oysa Trakyalılar, mavi gözlü, kızıldır der.
Halbuki sığırların, atların ya da aslanların elleri olsaydı da çizebilselerdi.
O zaman atlar at gibi çizerdi tanrılarını. Sığırlar sığır gibi.
Benzetirdi tanrılarını kendilerine her biri.”

Burada ifade edildiği gibi insanlar, tanrı kavramını kendilerine benzetme eğilimindedir. İnsanlar gibi ihanet eden, hırsızlık yapan, cinayet işleyen tanrıları var sayarsak; başka canlılarında kendileri gibi gözüken tanrıları düşündüğünü varsayabiliriz. Eğer hayvanların yazıp, bizim anladığımız anlamda konuşuyor olsaydı, belirttikleri tanrı bizimkinden çok farklı olacaktı. Hatta bir adım daha ileri gidildiğinde, İnsanların düşmanı olan şeytan anlayışı, hayvanlara en çok zarar veren insanla özdeşleyebilir. Eğer Ksenophanes’in dediği gibi hayvanları anlasaydık belki de onların şeytan imgesinin insana çok benzediğini görebilirdik. Bu soyut düşünceyi somutlaştırma anlayışının, giderek dogmatik bir yapıya evrilmesinin bir sonucudur. Ksenophanes bu düşünceyi şiirlerinde hicvediyordu. İnsanlar bile farklı ülkelerde farklı tanrı formlarını belirtiyorsa bu tanrı kavramında kusursuzluk bulunamazdı.

Ksenophanes, tanrı anlayışına komple karşı değildi. O sadece çok sayıda ve göreceli tanrılara karşıydı. Tanrının tek olması gerektiğini savunuyordu. Birçok düşüncesi tümtanrıcı (Panteizm) görüşle uyuşuyordu. Panteist düşüncenin temelinde olan her şeyin bir ve bu birin tanrı olması, doğadaki her şeyin tanrının bir parçası olması gibi görüşleri savunmakla birlikte bu inanç sistemi kendisinden sonra şekillenmiştir. Elea Okulunu, özellikle Parmenides’i bu görüşler etkilemiştir. Yüzyıllar boyunca felsefe hatta tasavvufta bu görüş karşılık bulmuş, Baruch Spinoza ile felsefenin en önemli gündem maddelerinden biri olmuştur. Ancak daha önce belirtildiği gibi Ksenophanes’in görüşleri daha temel bir düzeyde kalmaktadır.





  Ksenophanes ile ilgili bilgileri aktaran en önemli kaynak olan Aristoteles, Ksenophanes’in evrenle tanrıyı bir olarak kabul ettiğini belirtir. Ksenophanes’e göre tanrı birdir, tektir. Evren ve doğadan ayrı bir konumda yer almaz. Ancak farklı görüşleri de vardır. Ona göre Tanrı hiçbir zorluk çekmeden her şeyi zihin gücüyle yönetmektedir. Tanrı hareket etmez çünkü hareket etmesi onun “doğru” şekilde “doğru” yerde olmadığını gösterir ki bu da kusursuzluğuna gölge düşürür. Bu düşünceler evrenden ayrı bir yere konumlanmışonurcoban bir varlık izlenimi uyandırır. Bu ikilem Ksenophanes’in en çok eleştirilen yönüdür. Görüldüğü gibi Ksenophanes’in felsefesinin temelinde, tanrının mükemmel olması gerektiği düşüncesi yatmaktaydı. Kusurlu olan yani insana benzeyen bir tanrıya inanmak hatalı olurdu. Bir nevi akıl yürütme metoduyla geliştirdiği bu düşünceyi, şiirlerinde kitlelere ulaştırmıştır.

Sokrates öncesi filozofların neredeyse tamamı felsefe ile birlikte kozmoloji ile de ilgilenmişlerdir. Ksenophanes’de dünya ve evren hakkında görüşler ortaya koysa da, bu düşünceler kendinden öncesi filozoflara göre oldukça geriden gelmektedir. Ksenophanes’e göre dünya düzdür. Altta bulunan toprak ise sonsuza kadar gider. Doğudan doğan Güneş, her akşam batıda bulunan bir çukura düşmektedir. Ertesi sabah doğan ise eskisi değil yeni bir Güneş’tir.onurcoban.com Gökyüzünde bulunan yıldızlar kömür parçaları gibi yanan cisimlerdir. Bu gibi düşünceler o yıllarda bile eski kabul edilmeye başlamıştı. Görülüyor ki felsefede geliştirdiği eleştirel bakışı fizik konusunda sürdürememiştir. Ancak deniz fosilleriyle yapmış olduğu çalışmalar ilginçtir. Bilimsel anlamda bu alanda araştırmalar yapan ilk kişi olarak görülür.  

Diogenes Laertios’un belirttiğine göre Kolophon’un Kuruluşu ve İtalya’da Elea Yerleşmesi adlı eserler yazmış olan Ksenophanes ardıllarını etkilemesi bakımından felsefe tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Yazının diğer bölümleri için tıklayınız: Felsefeye bir bakış-Giriş-
Onur Çoban



.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...