Atomcu Filozoflar Leukippos ve Demokritos

Felsefeye bir bakış

3. Bölüm Doğa Filozofları
  L-Atomcu Filozoflar Leukippos ve Demokritos

Yazan: Onur Çoban


“Bir kanıt bulmayı, Pers Kralı olmaya yeğlerim”

  Sokrates öncesi doğa filozofların en sonuncuları ve en önemlilerinden biri atomculardır. Erken dönem bir mekanik materyalizmi ortaya koyan bu filozoflar çağdaşlarına göre oldukça farklı bir bakış açısı sunmuşlardır. Nausiphanes ve Chioslu Metrodoros gibi isimlerin temsil ettiği ve çok sonraları Epikuros’u etkileyen atomcu filozofların en önemlileri kuşkusuz Leukippos ve Demokritos’tur.



 Yaş itibariyle Demokritos aslında Sokrates ve Platon’un çağdaşıydı. Ancak genel değerlendirmede onun görüşleri Sokrates öncesi filozoflarla birlikte anılır. Bunun en önemli nedeni Sokrates’ten çok önce yaşamış olan Leukippos’un görüşleriyle öğrencisi Demokritos’un görüşlerinin birbirinden tam olarak ayrılamamasıdır. Her iki filozofunda görüşleri birbirine karışmış hangisi hangisine ait olduğu günümüzde kesinlik kazanamamaktadır. Genel kanı atomcu görüşü ilk Leukippos’un ortaya attığı, Demokritos’un ise onu geliştirdiğidir.

 Leukippos’un yaşamı hakkında fazla bir bilgi yoktur. Hatta sonraları Atomcu felsefenin üzerine kendi felsefe sistemini ortaya koyacak olan Epikuros, onun gerçekte yaşamadığını ima edecektir.onurcoban Ancak gerek Aristoteles gerekse öğrencisi Teophrastos, Leukippos’a birçok gönderme yapacak, ondan alıntılarda bulunacaklardır. Yine de hala yaşayıp yaşamadığı kesin değildir. Eğer gerçekten böyle biri var olduysa yaklaşık olarak i.ö. 490’lı yıllarda Millet şehrinde doğduğu, Elea’ya gidip Parmenides ’in öğrencisi Zenon’dan dersler aldığı ve sonunda Trakya’da bulunan Abdera şehrine yerleştiği düşünülmektedir. Burada Atomculuğu kurmuş ve Demokritos’u yetiştirmiştir.

Demokritos ise yaklaşık i.ö. 460’lı yıllarda doğmuş i.ö.360’lı yıllarda hayatını kaybetmiştir. Günümüzde İzmir Seferihisar yakınlarında bulunan antik Teos şehrinde doğmuş ve hayatı boyuncaonurcoban birçok yer gezmiştir. Varlıklı bir aileden gelen Demokritos servetini bilgi arayışında olduğu bu gezilerde harcamıştır. Hindistan, İran ve Mısır’a gitmiş özellikle Mısır’dan çok etkilenmiştir. O dönemde bir kültür başkenti haline gelmiş olan Atina’ya da uğramış ancak kendi ifadesiyle onu kimse tanımamıştır.

     “Atina’ya geldim, baktım kimsenin benden haberi yok!”

Bu uzun gezilerini “Çağdaşlarımdan kimse benden daha fazla gezmemiştir” diyerek bu gezilerde tanıştığı farklı insanları ve olayları kendi gelişiminde önemli olduğunu vurgulamıştır. Gerçekten de hayatını bilim ve felsefeye adayan Demokritos “Bir kanıt bulmayı, Pers Kralı olmaya yeğlerim” sözüyle kendisini ifade etmiştir. Fizikten matematiğe, botanikten zoolojiye kadar birçok alanda çalışmalar yapmıştır.www.onurcoban.com

Leukippos ve Demokritos’un görüşleri birbirine çok benzer. Demokritos’un da kendinden sonra gelen bir ünü olması nedeniyle birçoklarına göre Leukippos’un bazı düşünceleri Demokritos’a atfedilmiştir. Onu çok eleştiren Aristoteles bile Demokritos’un birçok alanda çalışma yapmasını över. Ancak Platon gibi Atomcu görüşe uzak bir isim, onun tüm kitaplarının yakılması gerektiğini söyler.


 Bu filozoflara Atomcu denmesinin nedeni evrenin temel maddesine atom ismi vermelerinden dolayıdır. Modern zamanlardan çok tanıdık gelen bu atomları elbette bilimsel olarak keşfetmemişlerdi. Salt bir akıl yürütme yoluyla ve kendi felsefelerinin olmazsa olmazı nedeniyle gözle görülmeyen atomların olması gerektiğini belirtiyorlardı. Bilim, bu atomları (tamamen aynı olmasa da) keşfettiğinde bu maddelere atom adını vermesi tesadüfi değildi.

 Atomcular, özellikle Leukippos, hocası Zenon ve onunda hocası Parmenides ‘in etkisinde kalmıştı. Daha önce kendi konusunda belirtildiği gibi Parmenides’in Elea Okulu, varlık konusunda antik Yunan felsefesini derinden etkilemiştir. Elea Okuluna göre “Varlık vardır ve yokluğun olması imkansızdır” “Her şey tek bir bütünün parçasıdır ve bölünemez” “Hiç bir şey vardan yok olmaz, yoktan da var olmaz”. Bu varlık kavramını eleştiren Empedokles ve Anaksagoras yine de tamamen bundan kopamaz. Onlara göre evrende teklik değil çokluk vardır. Maddeler kendisinden daha küçük parçalara bölünebilir. Bu yokluğa gitmek değil maddenin temel maddelere çözülmesidir. İşte bu noktada Elea Okuluyla birleşirler. Onlara göre, temel maddeler ise asla yok olamaz. Empedokles’e göre hava, su, ateş ve toprak evrenin temel kök maddeleridir. Bu maddeler yaratılmamış, ebedi ve ezelidir. Ancak bu maddeler birbirleriyle çeşitli oranlarda birleşerek diğer maddeleri oluştururlar. Anaksagoras (yine kendi konusunda anlattığımız gibi) bu dört maddenin bile altında maddeler olduğunu hatta bunların sonsuz olduğu belirtir. Ne olursa olsun yokluk, hiçlik ve boşluk yoktur.

  Leukippos ve Demokritos’un varlık anlayışı da benzerlik taşır. Onlara göre evrendeki tüm maddeler bölünebilir. Ancak Anaksagoras’ın aksine bu bölünmenin bir sonu vardır. Çünkü matematiksel olarak bir şey sonsuza dek bölünebilir. Ancak bu fizikken böyle olmak zorunda değildir. Burada ortaya atılan materyalist görüş önemlidir. Kavramsal olarak mümkün olsa bile, maddenin evren içinde bir hacim, bir kütleye sahip olması gereken minimum bir yer vardır. İşte bu en alttaki temel kök maddeye atom adı verilir. Hiç bir şey atomdan küçük olmaz. Atomlar bölünemez ve yok olmazlar. Onlar yaratılmamıştırlar. Atomların bir niteliği yoktur. Yani ıslak, kuru, sıcak, soğuk gibi özellikleri bulunmaz. Atomların bileşmesiyle oluşan maddeleri biz duyularımızla anlarız. Bu nedenle onları sıcak, soğuk gibi sıfatlar yükleriz.

 Atomların belli bir büyüklüğü vardır. Yani uzamda bir yer tutarlar. Sonsuz sayıda olan bu atomların şekilleri ise farklıdır. Kimi düz kimi yuvarlak kimi çengelli kimi yassıdır.www.onurcoban.com Bu şekilleri sayesinde birbiriyle uyumlu atomlar birleşir uyumsuzlar birbirinden uzaklaşır. Birleşen atomlar daha büyük ve gözle görebileceğimiz maddeleri oluştururlar.

 Atomculara göre boşluk ise vardır. Kendilerinden önceki tekçi ve çoğulcu filozoflar boşluğun, varlığın zıttı olarak görmeleri ve bu nedenle boşluğun olamayacağını belirtmelerine karşın, Atomcular buna karşı çıkar. Onlara göre varlığın içinde boşluk olamaz çünkü varlık doluluktur. Ancak varlığın dışında boşluk olabilir. Hatta bu gereklidir. Çünkü atomların ve maddelerin birbirinden ayıran boşluklar olmasaydı her şey tek ve bir olurdu. Bu boşluk sayesinde maddeler bir araya gelmezler. Boşluğun doluluk olmaması, Atomculara göre gerçek olmadığı anlamına gelmez. Günümüzde modern bilim bize boşluğun kısmen de olsa gerçek olduğunu göstermektedir. Ancak atomcuların belirttiğinin aksine evrendeki varlıklarında içinde boşluk olduğunu biliyoruz. Atomların arasında gerçekten bir boşluk bulunmaktadır. Neredeyse tüm Dünya hatta evrenin çoğunluğu madde değil boşluktan oluşmaktadır. Elbette ki bu bilimsel bilgiyi Demokritos bilmiyordu. Ancak her ne kadar varlığın içinde boşluk olamaz dese de bu bilgiye yaklaşmıştı. Bilim ilerledikçe boşluğun kavramsal yanı dışında fiziki özellikleri olup olmadığı da ortaya çıkacaktır. Günümüzde örneğin uzay boşluğunda madde olmasa da dalgaların olması gibi araştırmalar her geçen gün devam etmektedir. Aynı şekilde Atomlardan da küçük olan atom altı parçacıklar artık var olduğu bilinen bir gerçektir.


Demokritos’a geri dönelim. Onun atomlar hareket halindedir. Ancak bu hareket tamamen mekanik bir harekettir. Sonsuz bir boşlukta yer alan atomlar bu boşlukta hareket ederek birleşir ve ayrılırlar. Peki, bu atomlar neden ve nasıl hareket ederler. Benzer bir görüşe sahip olan Empedokles iki temel kuvvet olan Sevgi ve Nefreti, Anaksagoras ise Zihin (Nous) kavramını kullanmıştı. Onlara göre temel maddeleri hareket ettirecek bir neden, bir kuvvet gerekliydi. Oysa Atomcular dışardan bir güç aramazlar. Atomların hareketi kendi kendinedir. Aristoteles’in de çok eleştirdiği bu duruma göre ilk hareketin neden başladığının bir önemi yoktur. Çünkü atomların hareketi bir amaç uğruna değil tamamen mekaniktir. Bir ilk güce veya yaratıcıya gerek duymazlar. Bu yaklaşım materyalist bir anlayışın ilk temelleri olarak görülür.

Demokritos’a göre ruh da fiziki yani atoma sahip bir şeydir. Ateş atomu gibi hareketli bir atoma sahip olan ruh, bu sayede bedeni hareket ettirir. Soluk almakta aynı şekilde havadaki atomların beden ve ruhla döngüye girmesiyle olur. Demokritos’a göre ruh atomları güneş ışınlarında fark edilen toz zerrecikleri gibi havada rasgele bir şekilde dolaşmaktadır. Görüldüğü gibi ruh gibi soyut bir kavramı ret etmeden fiziki bir kavrama indirgemesi özellikle idealist filozofların tepkisine neden olmuştur.


Sokrates öncesi filozofların en önemlilerinden biri olan Demokritos ve diğer Atomcuların mekanik ve materyalist bu düşünceleri kendilerinde sonra gelen birçok ismi etkiledi. Maddeyi bir fail neden olmadan kendiliğinden bir başlangıç, bir harekete sahip olabileceği anlayışı o zamanlar için oldukça yeni ve etkileyiciydi.

Yazının diğer bölümleri için tıklayınız: Felsefeye bir bakış-Giriş-

Onur Çoban

.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...